Anasayfa arrow Sohbetler
İrfan Meclisinden Sohbetler
İrfan Meclisinden Damlalar 5
Perşembe, 08 Mayıs 2008

İrfan Meclisinden Damlalar 5

Allahın Selamı Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun.

Pek muhterem ve kıymetli genç kardeşlerim, yüce rabbimize hamd ediyor, sevgili Peygamberimize sonsuz salât ve selam olsun, diyerek bu akşamki irfan meclisinden damlalar konu sohbetimize başlıyoruz.Yüce rabbim hepimizin üzerinden feyiz ve bereketini eksik etmesin. amiin. Bu akşam ki sohbetimizde namazda tadili erkândan bahsedeceğiz. inş.

Devamını oku...
 
Sahabe Hayatından İnciler 3
Cumartesi, 03 Mayıs 2008

Sahabe Hayatından İnciler 3

Allahın Selamı Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun.

Muhterem genç kardeşlerim: Allah telalaya sonsuz hamd ve senalar olsun ve iki cihan güneşi sevgili peygamberimiz hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) e sonsuz salât ve selam olsun ki, bizleri yine irfan meclisinde buluşturdu. Allah’a ne kadar hamd etsek azdır.Zira bu irfan meclislerinin sevgili peygamberimiz (s.a.v.) cennet bahçesi oldugunu bildiriyor, yüce rabbimiz bizleri bu cennet bahçesinden layıkıyla istifade edenlerden eylesin, ayrıca bu cennet bahçesinden bizleri ayırmasın, hepimizi bu cennet bahçesinde bir gül eylesin âmin.

 

Devamını oku...
 
İrfan Meclisinden Damlalar 4
Salı, 22 Nisan 2008

İrfan Meclisinden Damlalar 4

Allahın Selamı Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun.

Kıymetli kardeşlerim, bu akşam sohbetimizde çeşitli konulara değineceğiz Allah(cc) bizleri anladıkları ile sizlerine dinlediğiniz ile amel etmeyi nasip etsin. Âmin
Müminlerin annesi Hz Aişe (R.a.)  annemizden gelen bir rivayette Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;
’Allahu telanın yanında kulların en fenası, elbisesi amelinden daha güzel olandır ki, elbisesi peygamberlerin giydiği hüsnü takvaya benzediği halde ameli zalimlerin ameline benzeyen insandır.’

Devamını oku...
 
Beş Dakika Ölümü Düşünelim
Pazartesi, 14 Nisan 2008

Beş Dakika Ölümü Düşünelim

Allahın Selamı Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun.

İstersen gel bir beş dakika ölümü düşünelim… Ama senin ölümünü nasıl mı? Şöyle:
Düşün ki hiç hesapta olmayan, hep ertelediğin, ölüm;
sana genç yaşta geldi… Eve haber saldılar; çocuğunuz hakkın rahmetine kavuştu… Aldılar seni sana özel tek kişilik odaya ağırladılar… Morgdasın… Buz gibi bir mekân… Birazdan sevdiklerin başına üşüşüp ağlayacaklar…

Devamını oku...
 
İrfan Meclisinden Damlalar (3)
Cumartesi, 12 Nisan 2008

İrfan Meclisiden Damlalar (3)

Allahın selamı hidayete tabii olanların üzerine olsun.

Kıymetli genç kardeşlerim, bu akşam ki sohbetimizde dua dan  bahsedeceğim rabbim izin verirse inşallah yüce rabbimiz feyiz ve bereketini üzerimizden eksik etmesin.
Kıymetli kardeşlerim! İnsanlığa rahmet olarak gönderilen bütün Peygamberler ve Allah dostları; darlıkta ve bollukta, ızdırapta ve sürurda, gönüllerini daima Hak Teâlâ'ya döndürmüşler ve bir niyaz ikliminde yaşamışlardır. Onlar, her zaman Allah’a yakarış hâlinde olmanın önemini, hâl ve davranışlarıyla bize gösteren örnek şahsiyetlerdir.

Devamını oku...
 
Uyku Saati Nasıl İbadet Olur?
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Uyku Saati Nasıl İbadet Olur?

Peygamberimiz (a.s.m.), uykuyu ölümün küçük kardeşi olarak vasıflandırır. Birkaç saat için maddî olarak dünya ile alâkamızın kesildiği ve ölüme benzeyen uykuya dal­madan önce, o ânımızın ibadet içinde geçmesi için hazırlıklı bulun­mamızda fayda vardır. Bu durumda, nasıl ölmeden önce mümkün olduk­ça dua, ibadet ve zikirle ona hazır olmaya çalışıyorsak, uykudan önce de aynı şekilde hazırlıklı dav­ranmamız gerekir.

 

Devamını oku...
 
Kur'ân Mü'minlere Şifadır.
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Kur'ân Mü'minlere Şifadır.

Kur'ân'ın mü'minler için bir şife olduğunu Yüce Rabbimiz şöyle bildirir: "Biz Kur'ân'dan öyle âyetler indirmekteyiz ki, mü'minler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin ise ancak sapıklığını arttırır." (Isrâ Sûresi, 82)

Bu âyetin izahında Fahruddin Râ-zi, Kur'ân'ın hem ruhanî, hem de cismanî hastalıklara şifa olduğunu belirtir ve şu tasnifi yapar:

 

Devamını oku...
 
Beden İle Ruh
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Beden İle Ruh

Beden ile ruh aralarında konu­şuyorlardı. Beden güzelliğine ve par­laklığına mağrur olarak ruha dedi ki:

"Ben senden daha değerliyim; bak herkes bana ilgi gösteriyor ve beni seviyor."

Ruh ise, kendi letafetini gizlemiş olduğu halde o bedene dedi ki:

"Hey süprüntülük! Sen kim oluyorsun? Ben senden çıkayım da o zaman görürsün. Seni sevenler sana mezar kazarlar. İki gün bile seni sak­lamaz, böcek ve karıncalara gıda olman için seni toprağa gömerler."

 

Devamını oku...
 
Hafızlar Meleklerle Beraberdir.
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Hafızlar Meleklerle Beraberdir.
               Kur'ân-ı Kerîmin tamamını ezberleyene de hafız denir.Hafızlar, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) özel ilti­fatına mazhar olan insanlardır "Hafız olup da Kur'ân okuyan kimse meleklerle be­raberdir" hadisinde bildirildiği gibi, hafız her an meleklerle birlikte, meleklerin arasında, meleklerle içiçedir. Çünkü meleklerin en çok ilgi duydukları olay, Kur'ân'ın okunduğu ve dile getirildiği yerlerdir. (İbni Mâce. Edeb: 52)

 
Kalpler Cömertlik Sayesinde Temizlenir
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Kalpler Cömertlik Sayesinde Temizlenir

Cömertlik, ruhun bir melekesi-dir. insanları, muhtaç olanlara verm­eye, ihsanda bulunmaya sevk eder. Kur'ân-ı Kerimde cömertlik, cihat ile aynı seviyede tutulmakta; Allah'ın insanlara verdiği nzıktan diğer kulların da yararlandırılması isten­mektedir.

Cömertliğin, kıyamet gününde insanı her türlü sıkıntı, elem ve ke­derden kurtarmaya vesile olacağı bildirilmektedir.

Kalpler cömertlik sayesinde te­mizlenir. Çünkü, küfür ve nifaktan sonra kalbi karartan âmillerden biri de, aşırı mal sevgisi ve servete bağlılık arzusudur. Nitekim Kur'ân-ı Kerimde; "Serveti de düşkünce seviyorsunuz" (Fecr. 20) buyurulur.

 

Devamını oku...
 
Onun Herşeye Gücü Yeter
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Onun Herşeye Gücü Yeter

"Ve hüve alâ külli şeyin kadir."

Yani, O Vâhiddir, Ehaddir. Herşe-ye kadirdir. Hiçbir şey Ona ağır gel­mez. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar Ona kolaydır. Cenneti halk etmek, bir bahar kadar Ona ra­hattır. Her günde, her senede, her asırda yeniden yeniye icad ettiği hadsiz masnuatı, nihayetsiz kudretine nihayetsiz lisanlarla şehadet ederler.

İşte şu kelime dahi şöyle müjde eder; der ki:

Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşu boşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fâni dünyana bedel, baki bir Cennet seni bekler. İbadet ettiğin ve tanıdı­ğın Hâlık-ı Zülcelâlin vaadine iman ve itimad et. Ona, vaadinde hulf et­mek muhaldir. Kudretinde hiçbir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine acz müdahale edemez. Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cenneti da­hi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana vaad etmiş. Ve vaad ettiği için, elbette seni onun içine alacak.

(Mektubat, 20. Mektup)

 

 
İyi İnsan Olmak
Pazartesi, 07 Nisan 2008

İyi İnsan Olmak

İyi insan olmak, yaptıklarının yüce bir Kudret Sahibi tarafın­dan gözetlendiği ve bir gün yaşadığı hayatın hesabının sorulacağı bilinciyle hatalı tutum ve davranışlardan uzak durmaktır. İyi kalabilmek ise arkadaş seçimine özen gös­termekle olur.
Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

"Nefsini, sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte tut. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıl­dığımız, kötü arzularına uy­muş ve işi gücü ağırlık olan kimseye itaat etme."

 

 
Allah'ın Yardımına Layık Olabilmek
Pazartesi, 07 Nisan 2008

Allah'ın Yardımına Layık Olabilmek

"Eğer Allah size yardım ederse, size galip gelecek yoktur. Eğer size yardımı terk ederse, ondan sonra size kim yardım edecektir? Mü'minler sadece Allah'a güvenip tevekkül etsinler." (Âl-i İmran Sûresi, 160)

Peki, Allah'a dayanıp tevekkül etmek, başarı ve zafer için gerekli olan şartların ihmali midir? Asla. Çünkü böyle birşey, herşeyden önce tevekkülün hakikatine ters düşer. Tevekkül, sebeplerin yerine getirilmesinden sonra neticenin Allah'tan beklenmesidir. Yoksa, yanına hiç silâh almadan ve harp düzenine girmeden düşman karşısına çıkıp da galip gelmeyi istemek gibi garip bir hal ortaya çıkardı.

Bize düşen görev kulluğumuzu tam olarak yerine getirip Allah'ın yardımına lâyık olacak bir seviyeye erişmektir. Ayrıca başarılı olmak için gerekli olan maddi sebeplerin yerine getirilmesi, ancak onlara kalbi bağlamadan sadece ve sadece Allah'a yönelip ondan yardım isten­mesidir.

 
Peygamberlerin Sıfatları
Perşembe, 03 Nisan 2008

Peygamberlerin Sıfatları Peygamberlerin Sıfatları

Peygamberlerin sıfatları deyince onlarda bulunması caiz olan sıfatlarla gerekli (vacip) ve zorunlu olan sıfatlar anlaşılır. Kur'an-ı Kerîm'in pek çok yerinde vurgulandığı gibi peygamberler de insandır. Onlar da diğer insanlar gibi oturup kalkar, yiyip içerler, gezerler, evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar, hastalanır ve ölürler; bu gibi özelliklere, peygamberler hakkında düşünülmesi caiz özellikler denir. Bu ilahî emir ve yasaklarla yükümlü ve sorumludurlar. Peygamberler bu gibi konularda diğer insanlar gibidirler. Fakat onlar her hareketleriyle Allah'ın insanlar için seçtiği kulları ve elçileri, insanların kendilerine bakarak avranışlarına ekidüzen verdikleri birer örnek olduklarının bilinci içindedirler. Bu sebeple fakirken, sıkıntıdayken bile llah'a şükrederler. Haset etmek, içi dışına uymamak gibi kötü huylardan hiçbiri onlarda bulunmaz. Her peygamberde insan olmanın da ötesinde birtakım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur. Bunlara vacip sıfatlar denir. Bu sıfatlar şunlardır:

Devamını oku...
 
Abdulkadir Geylani Hazretleri'nin Gönül Sofrasından(3)
Perşembe, 03 Nisan 2008

Abdulkadir Geylani Hazretleri'nin Gönül Sofrasından(3)

Allah’ın selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun.
Kıymetli genç kardeşlerim bu hafta sohbetimizde sultanımız seyit abdulkadir geylani  (k.s. ) hazretlerinin sohbetinden kısa mesajlar öğreneceğiz.   Vaktiniz hayırlı olsun inş.
Evlatlarım;

Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN’IN rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlâs ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.

Devamını oku...
 
Namazın Manası
Perşembe, 03 Nisan 2008

Namazın Manası

Namazın mânâsı, Cenâb-ı Hakkı teşbih ve tazim ve şükürdür. Yani, celâline karşı kavlen ve fiilen Sübhânallah deyip takdis etmek; hem, kemâline karşı lâfzen ve ame­len Allahu ekber deyip tazim etmek; hem, cemâline karşı kalben ve lisanen ve bedenen Elhamdü lillâh deyip şükret­mektir.
Demek, teşbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârın-da, bu üç şey her tarafında bulunuyorlar. (Sözler, 9. Söz)

 
Ailenin Geçimi İçin Çalışmak İbadettir
Perşembe, 03 Nisan 2008

Ailenin Geçimi İçin Çalışmak İbadettir

İslâm dini nafaka teminini bir görev olarak insanlara bildirmekle kalmaz, aynı zamanda bu görevin sevap yönüne de dikkat çekerek insanları ona teşvik eder.
Peygamberimiz bir hadisinde, "Erkeğin kendi nefsi, ailesi, çocuğu ve hizmetçisinin geçimi için har­cadığı mal (onun için) sadakadır" buyurarak buna işaret buyurur.
Yine, "Bir adam küçük çocuğu için çalısıyorsaAllah yolundadır. Yaşlı anne-babası için çalışıyorsa Allah yolundadır. Ailesi  için  çalışıyorsaAllah yolundadır" buyurmaktadır.

Devamını oku...
 
Her İki Hayatı Birlikte Kazanmanın Yolu
Perşembe, 03 Nisan 2008

Her İki Hayatı Birlikte Kazanmanın Yolu

İnsan bir yolcudur. Sabâvetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihti­yarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder. Her iki hayatın levazı-matı, Mâlikü'l-Mülk tarafından ver­ilmiştir. Fakat o levazımatı, cehlin­den dolayı tamamen bu hayat-ı fâniyeye sarf ediyor. Halbuki, o leva-zımattan lâakal onda biri dünyevi hayata, dokuzu hayat-ı bakiyeye sarf etmek gerektir.

Acaba birkaç memleketi gezmek için hükümetten yirmi dört lira har­cırah alan bir memur, ilk dahil olduğu memlekette yirmi üç lirayı sarf ederse, öteki yerlerde ne yapacaktır? Hükümete ne cevap verecektir? Böyle yapan kendisine akıllı diyebilir mi?

Binaenaleyh, Cenab-ı Hak her iki hayat levazımatını elde etmek için yirmi dört saatlik bir vakit vermiştir. Çoğunu aza, azını çoğa vermek suretiyle, yirmi üç saat kısa ve fâni olan dünya hayatına, hiç olmazsa bir saati de beş namaza ve baki ve sonsuz uhrevî hayata sarf etmek lâ­zımdır ki, dünyada paşa, âhirette gedâ olmasın! (Mesnevî-i Nuriye)

 
İnsanın Başarısı Gayreti Nisbetindedir.
Perşembe, 03 Nisan 2008

İnsanın Başarısı Gayreti Nisbetindedir.

Her işin kolay olmasını isteyen bir adama herşey kolaylaşır.Her yeni zorluğun, her yeni gi­rişilen bir işin karşısında kendi ken­dine:"Bu bir şey değildir. Biiznillah istediğim her meşru ve müspet iş olur" deyiniz.Bunu o işin başında her gün tek­rarlamayı kendinize vird edininiz.Teşebbüs ettiği birşeyin karşı­sında böyle demeye alışmış bir adam için her iş kolay gelir. Zira insanın başarısı himmeti ve gayreti nisbetindedir.
Böyle düşünen imanlı bir adamın bütün gücü, kuvveti ve kudreti ilk çağırışta harekete geçer.O kimse çok geçmeden, binbir kaynağın ve imkânatın kendi emri altında olduğunu ve bunları kullan­maktan başka yapacak bir şey kalmadığını görür.
Her meşru teşebbüse, her müs-bet gayret ve faaliyete, her İslâmf dinamik düşünceye kendi kendine telkin işini de katmalıdır.
(Zübeyir Gündüzalp)


 
Bedir Savaşı
Çarşamba, 02 Nisan 2008

Bedir Savaşı

İslâm devletinin Medine'de kurul­masından sonra Müslümanlarla müşrikler arasında yapılan ilk savaştır. Müslüman ordusunun sayısı 305 kişi idi. Yalnız üç atları ve yetmiş develeri vardı. Mekkeli müşrikler ise zırhlar içinde ve sayıları bin kişiye yakındı. Bunun yüz kadarı süvari, yedi yüzü develi ve geri kalanı piyade idi.

Peygamberimiz (s.a.v.), "Allah'ım, vad ettiğin yardımını bugün lütfet! Ya Rab, bu bir avuç mücahit yok olursa, bir muvahhitler bu gün telef olursa, yeryüzünde Sana ibadet eden kalmayacak!" diye dua etti. Bu sıra­da da şu mealdeki vahiy geldi: "Bütün bu toplananlar (müşrikler) hezimete uğrayacak ve arkalarına dönüp kaçacaklardır." (Kalem, 45)

Bu savaşta İslimin en büyük düşmanı Ebu Cehil başta olmak üzere müşriklerden tam yetmiş kişi öldürüldü. Müslümanlar ise on dört şehit verdi. Bedir zaferi, siyasî, dinî yapıdaki İslâm devlet ve camiasının daha da sağlam temeller üzerine oturmasını sağladı.

 
İlk Hesaba Çekileceğimiz Amel: Namaz
Çarşamba, 02 Nisan 2008

İlk Hesaba Çekileceğimiz Amel: Namazİlk hesaba çekileceğimiz amel:Namaz

Namaz, mü'minin ilk hesaba çe­kileceği ameldir. Çünkü Peygam­berimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Kulun ilk hesaba çekileceği ameli namazdır."
Yine demiş ki: "Kabir âhiret duraklarından bir duraktır. Kim orada hesabını kolay verirse, diğer­leri de kolay olur."
Namaz kılmazsak, kabirde ilk başımıza gelecek azap ondan ola­cak. Orası zor olursa, mahşer de, Sırat da zor olacak. Güneşin tepem­ize bir mil kadar yaklaştığı, herkesin kendi derdine düşüp annesinden, babasından, eşinden ve çocukla­rından kaçtığı haşir meydanında hâlimiz nice olur?

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 25 Toplam: 112
Copyright © 2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional