|
Sayfa 1 Toplam: 3 (İslam’da Kardeşlik. (09.02.08))
Bismillâhirrahmânirrahîm. (Allahın selamı üzerinize olsun)
Kıymetli genç kardeşlerim; bu akşamki sohbetimizde İslam da kardeşlikten bahsedeceğiz.
Yüce Allah’ımız Kuran-ı Kerim’inde müminlerin birbirlerinin kardeşi olduğunu beyan ediyor. Öyleyse kardeşlerim bu ilahi fermana kulak verelim, bir birimizle din kardeşliğimizi, nur kardeşliğimizi geliştirelim, sevgi bağlarımızı kuvvetlendirelim.İnşallah.
Allah Resulü (s.a.v.) Efendimiz Hadisi Şerifte şöyle buyuruyor;
“Kıyamet günü arşı azamın etrafında kürsüler kurulur. Üzerlerinde bazı insanlar oturur, hepsinin de yüzleri ayın on dördü gibi parlaktır. Bütün insanlar endişe içerisinde iken, onlar emindirler. Herkes korku içerisinde iken onlar sakindirler. Onlar Allah-Teâlâ’nın evliyası, yani sevgili kullarıdır. Onlar için ne korku ne de hüzün vardır.”
Dediler ki; Ya Resul Allah bunlar kimlerdir?
Efendimiz (s.a.v.) buyurdular;
“Allah için birbirini sevenlerdir.”
Efendimiz yine buyurdu;
“Birbirini Allah için seven iki kimseden, Allah Teâlâ ;nın indinde, diğerini sevenden sevgili kul yoktur.”(1)
Kıymetli genç kardeşlerim, birbirini yalnızca Allah rızası için seven dostların Allah indinde ne kadar değerli olduğunu bu hadisi şerifimizden anlıyoruz. Öyleyse ne yapmamız?, lazım birbirimizi Allah rızası için çok sevmemiz lazım ki, bu hadisi şerifte ki güzelliklere erişe bilelim. Allah cümlemize nasip etsin.
Hadis-i kutside şöyle buyruldu:
“Benim rızam uğrunda sevişenler için, nebilerin ve şehitlerin bile imrenecekleri derecede, nurdan minberler vardır.(2)
Yine buyurdu efendimiz (s.a.v.)
“Sırf benim için birbirini seven, benim için meclis kuran, benim için birbirini ziyaret eden, benim uğrumda sadaka vermeyi yayanlar, benim sevgime hak kazanmışladır.(3)
Değerli kardeşlerim; (bu akşam) buraya rabbimizin rızasını kazanmak için geldik, onun rızası için bu meclisi kurduk onun rızası için toplandık onu anacağız onu yücelteceğiz bir birimizi Allah için gördük ve Allah için birbirimizin hal ve hatırını sorduk işte yukarıdaki hadisimizin sırrına girdik Alemlerin Rabbine Hamd olsun. Yani kardeşlerim yolunuzun değerini çok iyi kavrayın bu yolda hiçbir şey boşuna değil. Kıymetini biliniz birbirinizi seviniz.
Enes bin malik (r.a) dan gelen bir hadiste Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor.
“Ya Enes bilmez mi sin? ki, din kardeşinin gönlüne sevinç sokman, mağfirete sebeptir. Onun sıkıntısını atar, gamını açarsın. Borcunun süresini uzatır veya ödersin. Çoluğuna çocuğuna yardım edersin, bunların hepsi mümin kardeşinin kalbine sevinç sokmaktır.(4)
Kardeşlerim, hayat içerisinde hepimizin başına sıkıntılar kederler gelebiliyor, belalar musibetler olabiliyor eğer bir Müslüman kardeşimizin başında böyle bir sıkıntı keder varsa hemen koşmalıyız. Onun o sıkıntısını, elimizden geldiğince gidermeye çalışmalıyız. Bu bizim kardeşlik vazifemizdir. Eğer bir Müslüman’ın başında böyle bir sıkıntı var da ilgilenmiyorsak işte o zaman biz gerçekten İslam’ı yaşamıyor ve kardeşimizin bizim üzerimizdeki hakkını yerine getirmiyoruz demektir. Müslüman’ın diğer bir Müslüman üzerindeki haklarından biri de, onun sıkıntılı zamanında yanında olmaktır. Eğer olamıyorsak, bizim Efendimiz (s.a.v.)in hayat düsturundan haberimiz yok demektir. Allah korusun.
Zira Sevgili peygamberimiz(s.a.v.);
“Kim bir Müslüman’ı sevindirirse beni sevindirmiştir.” buyuruyor.
Biz de Müslüman kardeşimizi sevindirdiğimiz zaman sevgili peygamberimizi sevindirmiş olacağız.
Başka bir Hadisi Şerifimiz ise şöyledir. Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor.
“Bir kimse, benden sonra bir Müslüman’ı sevindirirse, beni, kabrimde sevindirmiş olur. Beni kabrimde sevindireni de, Allah-u Teâlâ kıyamette sevindirir.”(5)
Kıymeti kardeşlerim, bizler hep affedici olmalıyız, haklı olduğumuz bir konu olsa dahi kardeşimize kızmak darılmak yerine onu affetmeliyiz ki bunun mükâfatını ahirette fazlasıyla alacağımızı şu hadisimizden anlıyoruz.
Bir gün Efendimiz(s.a.v) oturdukları yerden tebessüm ediyordu.
Bunu gören Hazreti Ömer( r.a.):
“Ya resulullah anam babam sana feda olsun niye gülmektesiniz “dedi.
“Hazreti Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu :
“Ümmetimden biri, âlemlerin rabbinin huzurunda diz çökmüş,-Yarabbi, benim hakkımı ondan al. Bana zülüm etmiştir. Kötülük yapmıştır hakkımı isterim diyor.
Allah-ü Tealâ, diğerine:
“Bunun hakkını ver.” Buyurur.
O da; ya rabbi benim iyiliklerimi, sevaplarımı, alacaklı olanların hepsi aldı, bende hiçbir şey kalmadı.
Allahütealâ zulüm gören kimseye, (“hiç sevabı kalmadı ne yapalım”) der.
O da: ya rabbi günahlarımı ona yükle der.”
Böylece zülüm görenin günahları ona verilir. Yine de yaptığı zulmü karşılamaz.
Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v.) Efendimiz ağladı ve şöyle buyurdu.
“Bu herkesin üzerindeki yükü kaldırmak istediği bir gündür.”buyurdu.
Sonra Allah-ü tealâ kendisine zulüm olunana;
“- Bak bakalım ne görüyorsun?” der.
O da - yarabbi, gümüşten şehirler, altın işlemeli köşkler görüyorum, bunlar hangi peygamberin, hangi sıddıkın, ya da hangi şehidin bilmiyorum der.
Allahütealâ,” bunlar satılıktır” buyurur,
O kişide Ya rabbi, bunların kıymetini kim verebilir ? der.
Allah-ü tealâ: “sen verirsin” buyurur.
Ya rabbi ben bunlar ne ile alabilirim der,
Allahütealâ,” din kardeşini affetmekle” buyurur.
O da, ya rabbi onu affettim der.
Allah-ü tealâ: “Kalk, elinden tut ve ikinizde cennete giriniz.” buyurur.
Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.a.v.)Efendimiz:
“Allah’tan korkunuz ve Müslümanları barıştırınız. Zira Allahütealâ kıyamet günü, Müslümanların arasını bulur. Onları barıştırır. Buyurdu.(6)
|