Anasayfa
Sabretmenin Fazileti
Perşembe, 14 Şubat 2008

(İrfan Meclisi 16.02.08) Sabretmenin Fazileti
Bismillahirrahmanirrahim.
Kıymetli kardeşlerim: Allahın selamı, rahmeti, mağfireti, hidayeti, lütuf ve keremi üzerinize olsun.Bu akşam sohbetimizde önemli bir konuyu işleyeceğiz. Konumuz sabır.
Kıymetli kardeşlerim: sabır demek, insan tabiatına yani insanın hoşuna gitmeyen hallerde sabredip olaylar karşısında soğuk kanlı olup sabırla karşılık vermek. Hepimizin hayatı boyunca çeşitli merhalelerden geçtiğimizi biliyoruz. Bazen sıkıntı, bazen üzüntü, bazen imtihan bunlar hayatımızın bir parçası bunlara sabretmeli bu bizim için rabbimizin bir imtihanı demeliyiz.

Efendimiz (s.a.v.) buyurur ki: “Dünya müminin zindanıdır”. (R.beyan.)
Değerli kardeşlerim şu üç şeyden biri mutlaka müminde bulunur:
1: Geçim darlığı yani geçim sıkıntısı çekmek.
2: Birinden zarar görmek, hakarete uğramak, zulme uğramak gibi haller.
3: Kendisinin çocuk çocuğun dan biri, anne babasından biri ve akrabasından biri hasta olması.
İşte kardeşlerim bu üç halden biri mutlaka müminde bulunur. Bunlardan biri olmasa diğeri olur. Bu gibi zamanlarda ve hallerde sabretmek ve ecrini de mükafatını da yüce rabbimizden beklemek.
Zira alemlerin rabbi kur-an’ı keriminde şöyle buyuruyor.
“Biz sabredenlerin karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle vereceğiz.” (Zümer suresi.a.10)
Başka bir ayeti celilerinde ise rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Sabredenlere ahrette ecirleri mükâfatları hesapsız verilecektir.” (Nahl suresi.a.96)
Diğer bir ayeti cemilede ise rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler belalara sabır ile, bir de namazla rabbinizden yardım dileyiniz. Şüphesiz ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir.” (bakara.suresi.a.153)
Kıymetli kardeşlerim: görülüyor ki yüce rabbimiz ayeti celilerinde sabredenlere mutlaka karşılığını vereceğini hatta sayısız vereceğini sabredenleri mükâfata boğacağını bildiriyor. Bizlere düşen olaylar karşısında her zaman sabretmeli ve sabrı tavsiye etmeliyiz ki kurtuluşa erelim.

Ümmi seleme r.a.Hüma annemiz şöyle rivayet ediyor:
Efendimiz s.a.v. her hangi bir kul bir belaya uğrarda (inna lillahi vena ileyhi raciun .).
”Biz Allah’tan geldik yine ona döneceğiz. Ey rabbimiz uğradığım bu belanın ecrini bana ver. Ve bundan daha iyisiyle beni mükâfatlandır.”
Derse. yüce Allah onu mutlaka mükafatlandırır, sevabını kat, kat verir. Buyuruyor.(Müslim.riyasuz salihin.)

Enes bin malik r.a. rivayet ettiği bir hadisi şerifimizde ise efendimiz s.a.v. söyle buyuruyor.

“Bela her gün nereye gideyim der. Allah CC ona şöyle hitap eder. Dostlarıma, bana itaat edenlere, en iyilerini seninle imtihana çekerim, sabırlarını denerim, seninle günahlarını temizlerim, seninle derecelerini yükseltirim, ferah yani huzur nereye yöneleyim kime gideyim der. yüce Allah ona şöyle hitap eder. Düşmanlarıma, bana asi gelenlere, git bununla daha da azmalarını murat ederim, bununla günahlarını bir misline çıkarırım, seninle onları gaflette kılarım mallarını çoğaltırım.” Buyurdu(deylemi ramuzul ehadis.)

Kıymetli kardeşlerim firavun dünyada asırlarca yaşadı yüce Allah onu o nu servete boğdu hiçbir şeye muhtaç etmedi ,hatta dişini bile ağrıtmadı.Dersiniz acaba olur ya bir gün dişi ağrır da beni hatırlar diye onun için kardeşlerim Allah belayı sevdiği uluna verir sabretmeliyiz.
Hadiste Efendimiz s.a.v. şöyle buyuruyor:
Bir kimseye sabırdan daha bol,ve daha hayırlı bir nimet verilmedi.” (buhari,muslim,nesai,ebu davud tirmizi.)

Başka bir hadisi şerifimiz ise şöyledir efendimiz s.a.v. buyurdular:
“Allah cc hu buyurdu: kullarımdan herhangi birine, kendisine, çoçuguna, veyahut malına,bir bela verdiğimde,o bunu güzel bir sabırla karşılarsa,kıyamet günü,ben ona bir terazi kurmaktan,ve amel defterine bakmaktan haya ederim.” (Hakim Ramuzul ehadis.)

Bir başka hadisimizde ise efendimiz s.a.v. şöyle buyuruyor:
“Herhangi bir Müslümanın başına yorgunluk, hastalık, düşünce, keder, acı ve kaygıdan ve diken batmasına varıncaya kadar, her ne gelirse, Allah bunları o Müslümanların hata ve kusurlarına kefaret kılar.” (imamı buhari.muslim)

Yine başka bir hadiste ise efendimiz s.a.v. şöyle buyuruyor:
“Mümin erkek ile kadına devamlı surette canı, malı ve evladı ile ilgili belalar gelir ki, günahları affedilip, bir sucu olmadan Allaha kavuşsun diye.” (taç tirmizi)

Başka bir hadiste şöyle buyuruyor:
“Allah kuluna hayır murat ettiği zaman, cezasını dünyada verir, kuluna şerri dilediği vakit, günahı yüzünden onu cezalandırmaz ki, kıyamet gününde günahı ile gelsin de orada daha şiddetli cezaya çarpılsın.” (Tirmizi Taç)
Kıymetli kardeşlerim şimdi de Allah dostlarının sabır konusunda ki sözlerine bakalım inş:

Cüneydi bağdadi k.s. sordular? Sabrı bize tarif edermi sin?
Buyurdular: Sabır, senin acı şeyi yüzünü ekşitmeden içmendir. Yani başına gelen belaya feryat ve figan etmeden sabır göstermektir.

Zununi misri k.s. şöyle buyuruyor:
“Sabır muhalefetten sakınmak, belaların acılığını yudum, yudum tadarken sakin olmak. geçimde fakirlik baş gösterince zengin görünmektir.” buyuruyor.

Hazreti Ömer r.a. Musa el aşariye r.a. yazdığı mektubunda ona sabır hakkında şu tavsiyelerde bulunmuştur:
Ey kardeşim sabırlı ol, bil ki sabır iki çeşittir birisi diğerinden daha faziletlidir. Belalara musibetlere karşı sabırdır ki bu güzeldir. Allah’ın haram kıldığı şeylere karşı sabır ise ondan daha güzeldir.Ey kardeşim bil ki sabır imanın koruyucusudur. İyiliğin en alası takvadır, takva ise sabır ile olur.”

Hazreti Ali r.a. şöyle buyuruyor.

“İman dört direğe dayanır. Yakin, sabır, cihad, adalet, sabırla iman, beden ile baş gibidir. Başı olmayanın bedeni olmayacağı gibi, sabrı olmayanında imanı olmaz.”

Kabul ahbar r.a. şöyle buyuruyor:
İnsanların verdiği sıkıntılara sabretmeyen ve onlara o sıkıntılarına karşılık veren bir kimse sabırlı sayılmaz.sabrın en büyüğü ise Allahın emir ve yasaklarına karşı sabretmektir.”

Yine şöyle buyuruyor:
Kul, ugradıgı bir beladan dolayı, yüce rabbinden başkasına şikâyette bulunursa, Allah cc hu tövbesini kabul edinceye kadar ibadetinden lezzet alamaz.”

Allahu teala Üzeyir a.s. şöyle vah yetmiştir:
Ya Üzeyir sana bir bela indiği zaman, beni kullarıma şikâyet etmekten sakın. Ben sana nasıl muamele ediyorsam sende bana öyle muamele et. Senin çirkin bir işin bana ulaştığı zaman ben, nasıl seni meleklerime şikâyet etmiyorsam. Sana bir bela indiği zaman, seninde beni kullarıma şikâyet etmemen gerekir.”

Süleyman eddarani k.s. anlatıyor.
Musa a.s. bir gün yırtıcı hayvanları parçalayıp karnını deştiği bir adama rastladı ve onu tanıdı,başı üzerinde durarak dedi ki : ya rabbi o kulun sana itaat eden bir kulundu, bu başına gelen hal nedir.?

Yüce Allah Musa a.s. şöyle vah yetti, ey Musa! Bu kulum benden ameliyle yükselemiyecegi bir derece istedi, bende kendisini istediği dereceye ulaması için bu belayı verdim.

Kıymetli kardeşlerim sahabe-i kiram efendilerimizin ne kadar sabırlı oldukları göz yaşlarımızı tutamayarak okuyoruz, bunların başında hazreti Bilal r.a. geliyor ona Mekkeli müşrikler etmedikleri işkence kalmıyor yinede o hep Allah birdir diyordu, hazreti Sümeyye r.a. kendisi paramparça ediyorlardı yine dinlerinden dönmüyor Allah birdir diyorlardı örnekleri çoğalta biliriz İslam tarihimiz bunlar gibi kahramanlarla dolu yüce rabbimiz cümlesinden razı olsun onların şefeatına bizleri nail eylesin .yüce rabbimiz bizleri sabredenlerden ve sabrı tavsiye edenlerden eylesin.

Kıymetli kardeşlerim: sizlerde bizlerde ilim irfan konusunda sabırlı olmalıyız hani bazen irfan meclisine gelmek isteriz ama bazı imtihanlar olur bir şeyler bahane olur işte o zaman sabredecegiz ve irfan meclisine devam edecegiz bu yolunda kendine has imtihanları olur bu imtihanları kazanmak için nefsimize ve şeytana asla fırsat vermemeliyiz, önümüze çıkan engelleri sabırla aşmalıyız asla yılmamalıyız ki irfan ehlinden olabilelim zira burada imtihan olmasak ve imtihanı kazanmasak mümin olmamızın bir anlamı olmaz.

Burda sohbetime son verir ken yüce rabbimiz bizi sabredenlerden eylesin.inş

Başka bir İrfan Meclisinde buluşmak ümidi ile Allah’a, rasulullah’a ve evliya ullaha emanet olunuz.
Vesselam.
Hizmetkar.

 
< Önceki   Sonraki >

 
Web Sitemiz Hakkında Düşünceleriniz.
 

Bir Söz

Bizlere elsiz bir böcekten ipekleri giydiren Rabbimiz,zehirli bir böcekten de balı yedirir ve yine bizlere ihsan ettiği akıl nimeti ile kendisini tanımamızı ister.
Abdülkadir Geylani K.S.

 

Esma-ı İlahiyeden

Esmâ~ı İlâhiyeden: MÜ'MİN
"Verdiği sözleri yerine ge­tirip va'dini doğrulayan; kul­larının Kendisi hakkındaki ümitlerini ve inançlarını boşa çıkarmayan; kıyamet günü mü'minlerin diğer milletler hakkındaki tanıklıklarını tasdik eden; Kendi Zâtının hakikatini peygamberlerle ve kâinattaki delillerle doğrulayan; adalet-ve dengeyle iş görüp yarattığı varlıkların emniyetini sağlayan Allah cc. Her türlü emniyet, eman, güven ve korkusuzluk Allah'tan gelir. Emniyet ve selâmet yollarını O açıklar. Korku yollarını O kapatır.

 

Efendimiz (s.a.v.) Buyurdular

Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın zorlaştırmayın. Müslim, Cihad 12

 

Bir Ayet

‘Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz.’ Nur, 31

 

Kimler Sitede

2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional