Anasayfa

Alemlerin Sultanı Hz. Muhammed (s.a.v.)Alemlerin Sultanı Hz. Muhammed (s.a.v.)

Önümüzdeki Çarşamba günü mevlid kandili. Yani Peygamber Efendimiz’in doğum yıl dönümü. O’na çok şey borçluyuz. Çünkü Peygamberimiz getirmiş olduğu esaslar ile bize hem bu hem öte dünya saadeti kazandırmıştır.
Peygamber Efendimiz'in davranışlarının ahlakî olarak dayandığı esaslar araştırıldığında bunların en başında; O'nun engin alçakgönüllülüğü, yumuşak huyla muamelede bulunması, cömertliği, sabrı, merhamet ve şefkati gelir. İnsanlığa yeni bir hayat modeli getiren Peygamberimiz, hayatın her alanında olduğu gibi, sosyal hayatı da yenileyen ve şekillendiren prensipler getirmiştir. 

Hz. Peygamber, teklif edeceği her konuyu önce kendisi bizzat tatbik ettiği gibi, -aynı zamanda Allah'ın razı olduğu hayat tarzı olan- kendi hayat tarzına ulaşılması konusunda da toplumu eğitmeyi ihmal etmemiştir. Peygamberimiz'in ortaya koyduğu esaslar, insan ilişkilerinin daha bir önem kazandığı günümüzde, başta insanları idare etme konumunda olan kimseler olmak üzere, bütün insanlar için örnek olacak prensiplerdir.

İNSANA DEĞER VERİRDİ

İnsanlarla başarılı bir ilişki kurmanın temelinde muhatabı ciddiye alma ve ona değer verme vardır. Herkes, sevilmek ve sayılmak ister. Peygamberimiz insanlara çok değer verir, insanlarla iç içe yaşar, onlardan biri gibi hayatını devam ettirirdi. İnsanlarla karşılaştığı zaman ilk selam veren kendisi olurdu; tokalaşır, hal ve hatırını sorardı. Söylenenleri dikkatle dinler, muhatabı ayrılmadıkça yüzünü ondan çevirmezdi.

Enes b. Mâlik, Peygamberimiz'in bu özelliğini şöyle ifade eder: "Hz. Peygamber biriyle karşılaşıp konuşmaya başlayınca o zat yüzünü çevirmedikçe o kimseden yüzünü çevirmezdi. Biri ile karşılaşıp da elini tutunca, adam elini bırakmadıkça, elini çekmezdi. Ashabı ile otururken ayaklarını asla uzatmazdı."

YARDIMSEVERDİ Hz.Muhammed(s.a.v.)

Peygamberimiz (sas), ashabının dertleriyle ilgilenir, onlardan yakın ilgisini esirgemezdi. Peygamberimiz, genel meselelerin yanında detayları da ihmal etmemiş ve insanların en küçük dertleriyle bile ilgilenmiştir. O, yardım ederken bile muhatabını rencide edecek, üzecek ve minnet altında bırakacak en küçük bir tavırda bulunmamıştır. İnsanların işlerine özen göstermeyenleri ciddi bir şekilde uyaran Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kim bir Müslüman'ın dünyadaki sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalmış birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir Müslüman'ın kusurunu gizlerse, Allah da onun dünya ve ahiretteki kusurlarını örter. Kul, din kardeşine yardımcı olduğu müddetçe Allah da ona yardımcı olmaya devam eder."

GÜLER YÜZLÜ İDİ

Gülümseme, tek kelimeyle "sevgi"dir ve "seninleyim" demektir. Peygamber Efendimiz sürekli güler yüzlü idi. Abdullah b. Hâris, "Resûlullah'tan daha çok tebessüm eden/O'nun kadar güleç yüzlü hiçbir kimseyi görmedim." diyerek bu hususu anlatır. "Kardeşinin yüzüne gülümsemenden ötürü sana sadaka sevabı verilir." "İyiliğin hiçbir çeşidini sakın küçümseme. Hatta kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa." mübarek sözleri de Efendimiz'e aittir.

AYIRIM YAPMAZDI

Peygamberimiz'in insanlarla münasebetlerinde dikkat çekici yönlerinden biri de kesinlikle zengin fakir ayrımı yapmamasıydı. O'nun nazarında zengin-fakir, büyükküçük, efendi-köle; herkes eşitti. İslam'ın ilk yıllarında Peygamberimiz'in çevresinde genellikle genç ve fakir kimseler bulunuyordu. Allah Resulü, etrafını alan bu ilk kadronun, bu fakir insanların bir gün cihan çapında bir inkılap yapacak kadro olduğunu daha işin başında biliyor ve attığı her adımı ona göre atıyordu. Nitekim bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

"Fakirleri arayınız, onları görüp gözetiniz. Zira siz ancak fakirler sayesinde yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz." Sahabeden Ebû Zer, Peygamberimiz'in kendisine tavsiyelerini anlatırken, bunlardan birinin, yoksulları sevip onlara yakın olmak olduğunu söylemiştir.

KİMSEYİ İNCİTMEZDİ

Peygamberimiz incelik, zarafet ve nezaket insanıydı. O'nun çevresine rahatsızlık verecek bir tavır ve davranışı yoktu. O, insanların gönüllerini alır, onları nefret ettirmezdi. İnsanlara güler yüzlü davranır, güzel muamele ederdi. Kötü huylu, kaba dilli ve katı kalpli değildi. Kimseyle çekişmez, kötü söz söylemez, kimseyi ayıplamazdı. Cimrilikten uzaktı. Hoşlanmadığı şeyle ilgilenmezdi. O, son derece edepliydi. Çünkü ilahi terbiyeye mazhar olmuştu. O, insanlık için en mükemmel örnektir. Bu, O'nun gönderiliş gayesidir. Çünkü bizzat kendisi, "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur.

BU GECEYİ NASIL DEĞERLENDİRELİM?

1. Peygamber Efendimiz (sas)'in şefaatini ümit ederek, O'na salât ü selâmlar getirebilir, ailemizle beraber Efendimiz'in hayatını anlatan kitaplar okuyabilir, vcd'ler izleyebiliriz.

2. Bol bol Kur'ân-ı Kerim okuyabilir, kaza veya nafile namazlar kılabiliriz.

3. Dünyaya gönderiliş amacımızı ve gidişatımızı düşünerek tefekkürde bulunabiliriz.

4. İşlediğimiz günahlar için bu gecenin yüzü suyu hürmetine samimi ve gönlümüzden gele gele tevbe ve istiğfarda bulunabiliriz.

5. Bir dua listesi oluşturarak sevdiğimiz insanlara bol bol dua edebiliriz.

6. Anne, baba, akraba ve arkadaşlarımızın kandillerini, bizzat gitmek mümkünse giderek, mümkün değilse en azından telefon veya e-maille tebrik edelim ve bu gece için yapacakları dualarda bizi de unutmamalarını istirham edelim

Ali İhsan ER


 

Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın.

 
< Önceki   Sonraki >

 
Web Sitemiz Hakkında Düşünceleriniz.
 

Bir Söz

Bizlere elsiz bir böcekten ipekleri giydiren Rabbimiz,zehirli bir böcekten de balı yedirir ve yine bizlere ihsan ettiği akıl nimeti ile kendisini tanımamızı ister.
Abdülkadir Geylani K.S.

 

Esma-ı İlahiyeden

Esmâ~ı İlâhiyeden: MÜ'MİN
"Verdiği sözleri yerine ge­tirip va'dini doğrulayan; kul­larının Kendisi hakkındaki ümitlerini ve inançlarını boşa çıkarmayan; kıyamet günü mü'minlerin diğer milletler hakkındaki tanıklıklarını tasdik eden; Kendi Zâtının hakikatini peygamberlerle ve kâinattaki delillerle doğrulayan; adalet-ve dengeyle iş görüp yarattığı varlıkların emniyetini sağlayan Allah cc. Her türlü emniyet, eman, güven ve korkusuzluk Allah'tan gelir. Emniyet ve selâmet yollarını O açıklar. Korku yollarını O kapatır.

 

Efendimiz (s.a.v.) Buyurdular

"Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sadır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey Ademoğlu! Bana arz doluşu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz doluşu mağfiretimle karşılarım.”

Tirmizi, Da'avat 106, (3534)

 

Bir Ayet

“Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezler. (Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.” Muhammed 32.

 

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı
2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional