İrfan Meclisinden
Kabir Ziyaretinin Faydaları Ve Adabı | Kabir Ziyaretinin Faydaları Ve Adabı |
|
Kabir Ziyaretinin Faydaları Ve Adabı Hayat düsturumuz olan Kur'an-ı Kerim, bize dünyada ve ahirette karşılaşacağımız bütün meselelerimize ışık tutmak suretiyle Allah tarafından biz aciz kullarına gönderilen en büyük lütfudur. Kur'an-ı Kerim'in 1/3 üçte birinin Haşirden, yani ölümden sonrasını beyan etmesi gerçek hayat olan Ahiret hayatının önemini anlamamıza yardımcı olur. Dünya hayatının sonu olan ölüm, Ahiret hayatının kapısı kabirde başlamaktadır. Meşguliyetlerin,gafletin yakamızı biran olsun bırakmadığı, bizi kendisi ile oyalayan dünya hayatında, ölümü, ahireti ve sonrasını hatırlatan bizi tefekkür-ü mevte yönelten tek nişane kabirlerdir. Kabir ziyaretlerinden iki türlü istifade edilir; -Allah dostlarını ziyaret, ister hayatta olsun, ister kabirlerinde olsun ,gidilmeden evvel boy (gusül) abdesti alınır. İki rekat namaz kılınır. Her rekatta Fatiha'dan sonra üç Ayetel Kürsi okunur. Kılınan namazın sevabı ziyaret edilecek zatın ruhuna ,hayatta ise ruhaniyetine bağışlanır, temiz ve güzel kokulu bir elbise ile ziyaretine gidilir. Zira temiz olmayan, pis kokulu bir yerde latif varlıklar olan melekler, mü'min cinler ve ruhaniyetle irtibat kurmak mümkün değildir. Bununla alakalı Muhammet bin Abdullah Hani'nin Adab (sf:195) ve İmamı Gazali (K.S.)'nin İki Madnun (sf:75) kitaplarında bahse ait konu şöyle geçmektedir. Adab'tan : “Vefat etmiş bulunan zatlarla şöyle irtibata geçmek suretiyle rabıta yapılır. Mürid kendini cismani ilgilerden kurtarır. Batınını tabiat bağlarından kurtarır. Kalbini bütün ilimlerden,nakışlardan ve kainatın havatırından temizler. Sonra rabıta edeceği zatın ruhaniyetini hissedilebilecek şekillerden uzak bir nur olarak tasavvur eder. Onun füyuzatından feyiz alıncaya ve kendine onun halinden bir hal gelinceye kadar bu nuru kalbinde muhafaza eder. Çünkü kamil mürşidlerin ruhaniyetleri feyiz kaynağıdır. Kim kalbini bu kaynağa bağlarsa ondan muhakkak surette feyiz alır.
Madnun'dan : “Peygamberlerin ve büyük velilerin (hepsine selatu selam olsun.) meşhedlerini, kabirlerini ziyarete gelince : Bundan maksat: Onları ziyaret etmek, hacetlerin bitirilmesi, günahların affedilmesi hususunda Peygamberlerin ve velilerin ruhlarından imdat dilemektir. Bu imdat da şefaatten ibarettir. Bu da iki yönden hasıl olur: bir taraftan istimdat (yardım dilemek) diğer taraftan da imdattır. Yani birinin şefaat istemesi, ötekinin de şefaat etmesidir. Meşhedleri (türbeleri) ziyaret işinde bu iki rükünün de muazzam tesiri vardır. İstimdat (şefaat istemek) şekline gelince; bu hacet sahibinin himmeti, şefaati istenen zatın ve ziyaret edilenin zikrine, ismine hatıra (kalbe) sardırabilmesi iledir. O derece ki himmetinin, kasdının, muradının hepsi orada, gönülde bir noktada, sarılmış o hatıranın içine daldırılmış olacak, onu bütün varlığı ile anacak, kalbine ve ruhuna dolduracaktır. İşte bu hal, o şefaatçı ve ziyaret edilen zatın ruhunu tenbih etmeye, uyarmaya sebeptir. Ta ki o temiz ruh bu sebeple kendisinden istenen şey ile ona imdat edebilsin. Her kim bu dünyada himmetini, niyet ve maksadını, iradesini tam manasıyla dünya yüzündeki bir insan üzerine çevirir, yöneltir ise hiç şüphesiz o insan kendine yönelmiş olan kişinin yönelişini hisseder. Bunu ona haber verir. Herkim de bu alemde hayatta olmazsa onu tenbih etmek (uyarmak) daha kolaydır. Çünkü uyarılmaya hazır durumdadır. Çünkü bu alemin hallerinin dışında olan bu kimsenin o alemin hallerinden bazısına muttali olması, bakması, görmesi ,bilgi edinmesi mümkündür. Nitekim rüyada ,uğradığına muttali olunabilir. Çünkü uyku ölümün kardeşi ve bir dalıdır. Evet, uyanık halimizde bilemediğimiz bazı halleri uyku sebebi ile bilmeye kabiliyetli oluruz. İşte bunun gibi hakiki ölüm ile ölmüş ve ahiret diyarına ulaşmış olan bir kimsenin de bu dünyada ki hallere muttali olması daha uygun ve daha münasiptir. Ama bu alemin bütün halleri her vakitte onların bilgi ipliklerine dizilmiş değildir. Nitekim geçmiş zamanın halleri, olayları uykumuzda yani rüyada ki bilgilerimizde mevcut değildir. Bilgi birlikleri için belirlilikler ve özellikler vardır. Yaklaşma, yakınlık ve şefaatın diğer hallerine gelince: Çünkü Allah'ın Resulunun (S.A.S) bir kılı veya bazubendi, yahut kamçısı, asi ve günahkar bir kimsenin kabri üzerine konur ise o günahkar, hacet vakti için saklanmış olan manevi değeri yüksek, şerefli şey bereketi ile, azaptan kurtulur. Şayet bunlar bir insanın evinde,yahut bir beldede olsa bunların bereketi ile o eve ve ev halkına veya o beldeyi ve sakinlerine bela ve musibet dokunmaz. Ev sahibi ve belde sakini bunu evinde veya beldesinde o mubarek şeyin bulunduğunu bilmeseler de...O şeyin tesiri olur. Çünkü bu peygamber (S.A.V) in bir ihtimamı, önem vermiş olduğu şey yani onun himmetinin eseridir. Bu da ukbada o'na mensup olanlara sarf edilmiştir. Hikaye olunduki:Hacer-i Esved'i yerinden söküp memleketlerine götürmek ve bu suretle Mekke'yi kendilerine çevirmek isteyen Karmatiler Mekke'yi işgal ettikleri zaman:Karmati Ebu Tahir bir adamı omuzuna aldı Altınoluğu yerinden söktürmek için kaldırdı. Adamı Kabe'nin oluğuna eriştirdi. Oluğu çekmeye başlayınca adam Ebu Tahir'in üzerinde can verdi ve ölü olarak yere düştü. Diğer bir hikaye de şöyledir: Naklolundu ki:Nebiyy-i Ekrem (S.A.V) bir adamın kabrine yaş bir dal dikti ve; “Bu dal yaş kaldığı müddetçe Allahu teala kabir sahibinden azabı kaldıracaktır” dedi. Bu peygamber (S.A.V) iki elinin bereketlerindendir. Her hangi bir sultana itaat eden ve ona tazimde bulunan bir kişi,sultanın payıtahtı olan beldesine girse orada o sultanın ok torbasından bir ok veya ona ait bir yay veya bir kamçı görünce muhakkak ki o şeye o beldeye saygı gösterir.Meleklerde peygambere böylece tazim,yani peygambere ait,manevi değeri yüksek bir şeyi,bir evde yahut bir beldede veya bir kabirde gördüklerinde onun sahibine saygı gösterirler ve o kabir sahibinin üzerinden azabı hafifletirler.Bu sebebledir ki ölülerin kabirlerine peygamberlerin varisi konumunda bulunanlar tarafından Kur'anı Kerim koymak ile ve kabirleri başında Kur'an okumak ile ve üzerine Kur'an ayetleri yazılan kağıdı ölünün eline veya göğsüne koymakla ölü faydalanır. İşte bunlar, her işitileni meşru olanı akla uygun bir prensip ve tesviye etmek isteyen kimsenin hal ve durumuna uyan çeşitli vesilelerdir. O halde insan, şer'in (Dinin) emirlere, yasaklara; haberlere, vaad ve tehditlere ait hakikatleri;ve başkası için getirmiş olduğu şeylerin iç yüzünü aklı ile bilmesini nasıl arzu edilebilir? Akıl zayıftır. Onun bu acaip hallere, şeylere ve hassalara nüfus edebilecek yetki ve tasarrufu kısadır. Ey kardeşim; Allah yaşayışını güzel ve temiz kılsın. İşte senin için mümkün olan bilinmesine işaret edileceklerin bazısını, fetanetimin ve aklımın yettiği kadarına uyabileni , Rabbimiz cümlemizi rızasına uygun bir şekilde yaşayıp,imanla mü'min olarak ölmeyi,huzuruna yüz akı ile çıkmayı nasip eylesin. Dünyada ve ahirette dostlarından ayırmasın. Amin.. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|