Kuranı Kerim Mealleri |
| Sure İsimlerinin Manaları |
| Kur'an-ı Kerim Hakkında |
| Kur'an-ı Kerim Dinle |
İrfan Meclisinden |
| Kıssadan Hisse |
| Sizden Gelenler |
| Peygamberler Tarihi |
| Mektubat-ı Geylaniden |
| Dua |
| İslam İlmihali |
| Namaz Vakitleri |
| Mezheb - Mezhebler |
| Bid'at ve Batıl İnançlar |
| Kimlerin Kurban Kesmesi Gerekir |
| Cumartesi, 22 Mart 2008 | |
|
Kimlerin Kurban Kesmesi Gerekir Kurban kesmek dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir. Kurbanda zenginliğin ölçüsü ise şöyledir: Zaruri ihtiyaçlarından fazla olarak elinde 85 gram altın veya 595 gram , gümüş, yahut bunların değerinde para ve mal bulunan kimse zengindir. Bir kimsenin zarurî (aslî) ihtiyaçları şunlardır: Oturulan ev, evde kullanılan eşya, binek vasıtası, iş ve sanatta kullanılan malzeme ve âlet, kışlık ve yazlık elbise, bir aylık, başka bir görüşe göre bir senelik yiyecek ve içecek gibi erzak. İşte bunlardan fazla olarak elinde nisap miktarı kadar Diğer taraftan oturduğu evden başka bir gayr-ı menkulü olan bir insan onun kira geliriyle aylık ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra elinde nisap miktarına ulaşan bir meblağ mevcut olursa ona da kurban kesmek vacip olur. Bunun gibi, borçlu olan bir insan elindeki malını borcuna verdiği takdirde geriye nisap miktarı kadar bir meblağ kala-biliyorsa, buna da kurban kesmek icap eder. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
Bizlere elsiz bir böcekten ipekleri giydiren Rabbimiz,zehirli bir böcekten de balı yedirir ve yine bizlere ihsan ettiği akıl nimeti ile kendisini tanımamızı ister. |
|
Esmâ-ı llâhiyeden: NAKKAŞ İnsanlar için kullanıldığında "nakışçı ve nakış yapan san'atkâr" anlamına gelir. Cenâb-ı Hak için kullanıldığında nakkâş-ı ezelî (ezelî nakışçı), nakkâş-ı hakikî (hakikî nakışçı) anlamında kullanılır. Yani, "Bir saray gibi, koca kâinatın tavanını yıldızlarla; zeminini bitki, ağaç, hayvan, dağ, ova, deniz gibi sayısız renk ve şekilleri olan varlıklarla; hem de gerçek boya ve renklerle nakşeden Allah" demektir. |
|
"Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sadır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey Ademoğlu! Bana arz doluşu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz doluşu mağfiretimle karşılarım.” Tirmizi, Da'avat 106, (3534) |
|
‘Ey iman edenler Allah’dan O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslüman olarak can verin.’ (Al-I İmran ,102) |