Anasayfa
Bir Kader Sohbeti 1
Cumartesi, 03 Mayıs 2008
Yazı Index
Bir Kader Sohbeti 1
Sayfa 2
Sayfa 3


Arif Bey devam etti:

— İşte bu yaratılışı onu sorumlu kılıyor. Düşün bir kere: Şu görünen varlıklar içerisinde bizden başka hangi fert kendi yaratılış safhalarından haberdar?

Bu sözler garsonun da dikkatini çekmişti. Bir şeyler dinlemek için işi yavaş tutmaya başladı. Masayı iki defa sildi, bir de kuruladı. “Çabuk ol biraz!” çağrısıyla irkildi ve istemeyerek terk etti masayı.

— Bu varlıkların hangisi kendi varlığını yakinen bilmekte?.. Ne olduğunu, niçin yaratıldığını ve nereye gittiğini bilen hangisi?!.. Güneş mi, Ay mı, ağaçlar mı, yoksa şu akvaryumdaki balıklar mı?!..

Güneş, gezegenlerini sayamaz. Ay, neyin etrafında döndüğünü bilmez. Ağaç; kök nedir, yaprak nedir anlamaz. Bunun içindir ki, onların hiçbiri kadere inanmakla mükellef tutulmamışlar. Ama biz kadere inanmakla mükellefiz.

Çetin, dirseklerini masaya dayamış, Arif Beyi dikkatle dinliyordu.

Arif Bey arkaya yaslandı. Yan masaları şöyle bir süzdükten sonra:

— Hem, kadere iman, insan için, en büyük huzur kaynağıdır, dedi. Kadere inanan bir insan, dünya ve âhiret saadeti için gerekli her teşebbüsü yapar ve neticede Allah'ın rahmet ve keremine itimat eder, huzur bulur!..

Kaybettiğine gam yemez. Geçmişte kaçırdığı fırsatlara 'ah' etmez. 'Şöyle olsaydı böyle olmazdı' yahut, 'böyle olmasaydı şöyle olurdu' gibi lâfların ruha sıkıntı vermekten öte bir fayda sağlamadığını bilir. Mazinin yükünü sırtından atar. Allah'a güvenerek geleceğe doğru yol almaya koyulur, huzur bulur!...

Allah'ın kendisine lûtfettiği nimetlerle, servetlerle, kabiliyetlerle övünmez, gururlanmaz. Her hayrı Ondan bilir, huzur bulur!...

Şimdi soruyorum sana:

— Kadere inanmayanlar insanlığa neyi takdim ediyorlar? Çalışmayıp, sebeplere teşebbüs etmeyip tembelce oturmayı mı?

Sorusunu yine kendisi cevaplandırdı:

— Hayır!.. Öyleyse neticeyi rıza ile karşılamayıp üzülmeyi, dövünmeyi mi?.. Bunda insanlığı ıstıraba sürüklemenin ötesinde ne fayda umuyorlar?!.. Hassas ruhu ve tahammülsüz bedeni ile, şu âciz insanı nasıl bu ağır yükün altına sokuyorlar!?.. Yoksa huzursuz, asabi ve isyankâr ruhlardan kendi yıkıcı emelleri hesabına bir şeyler mi bekliyorlar?

Devamı - Bir Kader Sohbeti 2



 
< Önceki   Sonraki >

 
Web Sitemiz Hakkında Düşünceleriniz.
 

Bir Söz

Bizlere elsiz bir böcekten ipekleri giydiren Rabbimiz,zehirli bir böcekten de balı yedirir ve yine bizlere ihsan ettiği akıl nimeti ile kendisini tanımamızı ister.
Abdülkadir Geylani K.S.

 

Esma-ı İlahiyeden

Esmâ-ı İlâhiyeden: VEDÛD

"Yarattığı varlıkları çok seven ve onlar tarafından da çok sevilen Allah" şeklinde tarif edilebilir.

Allah yarattığı bütün varlık­ları sever. Kâinatta görülen ve hissedilen bütün sevgiler, muhabbetler, aşklar, cazibeler VedOd isminin bir tecellîsidir. Kur'ân-ı Kerim bu ismin bâzı tecellîlerini bize şöyle beyan eder

"Çok bağışlayan ve kullarını çok seven Odur." (Burûc, 14) "İman edip, güzel işler yapan­lar için, muhakkak ki Rahman, gönüllerde bir sevgi yerleşti­recektir." (Meryem, 96)

 

Efendimiz (s.a.v.) Buyurdular

Sakın ha! Şeytanın rüyanda seninle eğlenmesini kimseye anlatma.  Müslim, Rü'ya 12

 

Bir Ayet

‘Rabbinizden size erişecek bir bağışlanmayı ve cenneti kazanmak için yarışın ki, o cennetin genişliği gökler ve yer kadardır ve takva sahipleri için hazırlanmıştır.O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta bağışta bulunanlar, öfkelerini yutanlar ve insan­ların kusurlarını affedenlerdir. Allah da iyilik yapanları sever.
Onlar çirkin bir günah işle­dikleri veya herhangi bir gü­naha girerek kendilerine zul­mettikleri zaman Allah'ı hatır­larlar ve günahlarını bağışla­ması için ; Ona niyazda bulunurlar.’ (Âl-i Imran Sûresi, j 134-135)

 

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı
2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional