Kuranı Kerim Mealleri |
| Surelerin Türkçe Anlamları |
| Kur'an-ı Kerim Özellikleri |
Sizden Gelenler
Bir Kader Sohbeti 2 | Bir Kader Sohbeti 2 |
| Pazartesi, 05 Mayıs 2008 | ||||||
Sayfa 1 Toplam: 4
Bir Kader Sohbeti 2 — Son olarak bir konuya daha değinecek ve daha sonra senin sorunun cevabına geçeceğim, dedi. Kadere; hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman ediyoruz. Hayrın da şerrin de Allah'tan olduğu bazılarınca yanlış anlaşılıyor. Çetin söze karıştı: — Affedersiniz, dedi, bu noktayı biraz açıklar mısınız? — Şunu demek istiyorum: Konuşma, görme, işitme... Bunların hepsi birer fiil. Hayır olsun şer olsun, bütün bu fiilleri yaratan Allah'tır. İşlenen fiil, İslâm'a uygun ise “hayır”, aksi halde “şer” olarak isimlendirilir. Zaten Allah'ın birliğine iman eden bir insan, Onu bu kâinatın tek yaratıcısı, bu mevcudatın yegâne Mâliki olarak bilmiş olmuyor mu? — ... — Öyleyse, bu âlemde görülen her işi, her fiili , Allah'ın yarattığına iman etmesi gerekmiyor mu? Çetin: — Bu inceliği iyi kavradım, dedi. Ve sevincini, “bu gece sadece bunu öğrenmiş olsam bile çok kârlıyım,” şeklinde ifade etti. Arif Bey konuyu biraz daha açmak istiyordu: — İnsan bir işi yapmayı sadece arzu eder ve cüz'i iradesini o işi yapmaya sarf eder. Neticeyi yaratan ise Allah'tır. Hakikat böylece bilinmezse, ortaya şöyle bir tezat çıkar: Aynı fiil, hayır olunca Allah tarafından yaratılır, aksi halde... Evet, aksi halde... Cümlenin sonunu nasıl getireceğiz? Çetin: — Öyle ya! dedi. Aksi halde iş Allah'a ortak koşmaya varır. Arif Bey: — Sanırım, dedi, mesele anlaşıldı. Gerekirse ileride yine konuşabiliriz. İstersen birinci sorunun cevabına geçelim: — İyi olur. — Nasıldı soru? “Madem Cenâb-ı Hak benim ne yapacağımı biliyor, öyleyse benim ne kabahatim var?” Böyleydi, değil mi? Çetin: — Evet, diye tasdik etti. — Önce şunu belirteyim: Bu sorunun sahibi hem samimi değil, hem de Türkçe bilmiyor... Bu iki hususu açıkladıktan sonra sorunun cevabına geçeceğim. Bir süre sustu. Sonra: — Soru sahibi niçin samimi değil? Önce onu açıklayayım: Her insan vicdanen bilir ki kendisinde iki ayrı hareket, iki ayrı fiil söz konusu. Bir kısmı ihtiyari, yani kendi isteğiyle, iradesiyle ortaya çıkıyor. Diğer kısmı ise ısdırarî; yani tamamen onun arzusu, iradesi dışında cereyan ediyor. — Birer örnek verir misiniz? — Hay hay, vereyim! Meselâ; konuşması, susması, oturması, kalkması birinci gruba; kalbinin çarpması, boyunun uzaması, saçının ağarması da ikinci gruba giren fiillerden. İşte Çetin! O birinci grup fiillerde istemek bizden, yaratmak ise Allah'tan. Yâni, biz cüz'i irademizle neyi tercih ediyorsak, neye karar veriyorsak Cenâb-ı Hak mutlak iradesiyle onu yaratıyor. İkinci tip fiillerde ise bizim irademizin söz hakkı yok. Dileyen de yaratan da Cenâb-ı Hak. Biz o ikinci grup işlerden, hareketlerden sorumlu değiliz. Yâni, âhirette boyumuzdan, rengimizden, ırkımızdan, cinsiyetimizden yahut dünyaya geldiğimiz asırdan sorguya çekilmeyeceğiz. |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|