Anasayfa arrow Sizden Gelenler arrow Bir Kader Sohbeti 4
Bir Kader Sohbeti 4
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
Yazı Index
Bir Kader Sohbeti 4
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4

Nasıl can verecekler? Kabirde nasıl bir muameleye tâbi tutulacaklar? Mahşere nasıl çıkacaklar? O dehşetli meydanda ne gibi sıkıntılar çekecekler? O mizanda nasıl ve ne kadar zaman hesap verecekler? Sıratı hangi vasıtayla ve ne süratle geçecekler? Geçemeyenler cehennemin hangi tabakasında ne gibi azaplar görecekler?.. Bunlardan ve daha nice gaybî hadiselerden haberimiz yok...

Buna rağmen, Allah'ın mutlak adaletini şu dar ve geçici dünya menzilinde hakkıyla görme çabası içindeyiz.

Ne tuhaf, değil mi?!..

Bir süre sustu:

— Sana bir şey sorayım Çetin, dedi.

— Buyurun.

— Biz Allah'ın kullarıyız ve Ona karşı birçok vazifemiz var. Öyle değil mi?

— Evet.

— Bu vazifeler içerisinde, Onun mutlak adaletini tam mânâsıyla kavramak da var mı?

— ...

— Yok elbette! Çünkü, buna hiçbir kul güç yetiremez. Ve insanlar böyle bir imtihana tâbi tutulsaydı hiçbiri kazanamazdı... O halde, kendi asli vazifelerimizi bir yana bırakıp, haddimizi aşan sahalara niçin giriyoruz?!..

Çetin:

— Haklısınız, dedi. Her insan kendi üzerine düşen görev için kafa yormalı... Bu yapılmayınca böyle konularla avunmaya çalışıyorlar. Sizin tabirinizle, herkes bir özür kapısı arıyor.

Arif Bey, 'evet' mânâsına başını salladı ve parmağıyla Çetinin kafasını işaret ederek,

— İnsan kafası bir harika!.. dedi. İçerisinde, on milyar hücreden ve sayısız liften meydana gelen mükemmel bir tezgâh taşıyor. O beyin tezgâhında Allah'ın rahmetine isyan ve adaletine itiraz dokunmamalı!.. Rahman ve Rahim olan Rabbimizin Kahhar ve Cebbar da olduğu unutulmamalı!..

Arif Bey, alnına dökülen saçlarını, eliyle, yukarı doğru topladı. Daha sonra, parktaki çiçekleri göstererek:

— Şu çiçeklere bak! dedi. Hepsi ayrı renkte, ayrı şekilde... İnsanlar da öyle... Hiçbiri diğerine benzemiyor... Dünyadaki bütün insanları burada hazır kabul et. Bu altı milyar insan içerisinde birbiriyle her bakımdan aynı olan iki fert göremezsin. Bir ağacın bütün yapraklarını incele. Yüzde yüz uygunluk gösteren iki yaprağa rastlamazsın... Deniz sahiline in. Birbirine tıpa tıp uyan iki çakıl taşı bulamazsın... Çık semaya, yıldızları incele. Her yönüyle birbirine tam uyan iki yıldız göremezsiniz...

Bütün bu suretler âlemi, tek bir hakikati haykırıyor:

“Bize suret veren bir zat var!”

İşte, “suret vermek” bir hakikat... Bu hakikat bir Musavviri, bir suret vericiyi gösteriyor. Yaratmak da ayrı bir hakikat... Bir Hâlıkı, bir yaratıcıyı bildiriyor. Daha böyle nice hakikat sayılabilir. İşte, adalet de ayrı bir hakikat... Bu hakikat da bir Âdili gösteriyor...

Cenâb-ı Hakk'ın Esma-i Hüsnasından birisi de, ‘çok âdil', ‘en âdil', 'mutlak âdil' mânâsına gelen “Âdl” ismi...

Geçenlerde, Peygamber Efendimizin doksan dokuz Esma-i Hüsna'yı saydığı hadis-i şeriflerini okudum. Adaletle ilgili sorulara çok sık muhatap olduğumdan olacak, Âdl isminden önce ve sonra gelen isimler dikkatimi çekti.


 
< Önceki   Sonraki >
2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional