Anasayfa arrow Sizden Gelenler arrow Bir Kader Sohbeti 4
Bir Kader Sohbeti 4
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
Yazı Index
Bir Kader Sohbeti 4
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4

Âdl'den önce Basir ve Hakîm; Âdl'den sonra ise Lâtif ve Habir isimleri sayılmıştı...

Şöyle düşündüm:

“Her şeyin her şeyini her an gören” ve “yaptığı her işini hikmetle yapan” Allah, elbette mutlak âdildir.

“En ince şeyleri bilip, kullarına sezilmez yollardan lütuflarda bulunan” ve “her şeyin iç yüzünden haberdar olan” Allah, elbette sonsuz derecede âdildir.

Diğer isimleri de aynı şekilde tefekkür edebiliriz:

Rahman ve Rahim olan Allah, şüphe yok ki, kullarına adaletle muamele eder.

Kahhar ve Cebbar olan Allah, muhakkak ki, adaleti en iyi tatbik edendir.

Gaffar ve Settar olan Allah, kulunu cezalandırırsa, artık o bunu hak etmiş demektir...

Öyle değil mi?

Onun adaletine itiraz edenler, kalp ve ruhlarını ne ile tatmin edebilirler?

Her ikisi de bir süre konuşmadılar. Çetin, bakışlarını yerdeki belli bir noktadan ayırmıyor, düşünüyor, düşünüyordu...

Arif Bey, onu bir süre süzdü:

— Şimdi gelelim malûm sorunun cevabına, dedi.

Çetin, “bir dakika!” mânâsına, baş parmağını kaldırdı:

— Affedersiniz, dedi, konuşmanızın başında bir noktaya temas etmiştiniz!..”

— Ne demiştim?

— Çoğu insan, eşitlikle adaleti karıştırıyor, demiştiniz.

— Evet, öyle!... Gerçekten, çokları adaletle eşitliği bir sayıyor, bunları birbirine karıştırıyor. Halbuki, mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!..

— Nasıl yani?

— Anlatayım, dedi Arif Bey... Önce insanların icraatlarından bir iki misal vereyim:

Bilirsin, bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o şiirin bütününü nazara alarak yerleştirir. Her mısrayı da kasidenin tamamını gözeterek kaleme alır. Burada mutlak eşitlik değil, adalet söz konusu... İlk mısra başa gelir, son mısra dipte kalır, ama hepsi aynı gayeye hizmet ederler.

Bir fabrikatör, fabrikasının büyüklüğünü, bölmelerini, motorlarını, tâ en küçük cıvatasına varıncaya kadar hikmet ve adaletle tanzim eder. Ve ortaya mükemmel bir fabrika çıkar. Mutlak eşitlik, bu düzeni harap eder.

Bir ressam da öyle değil mi?.. O, çizdiği her bir tabloda, her şeyi yerli yerine oturtur. Renkleri, şekilleri mutlak eşitlikle değil, adaletle taksim eder. Neye ne yakışırsa, onu onunla boyar. Kime ne gerekliyse ona o şekli verir. Ve ortaya harika bir eser çıkar...

İşte Çetin! Bu kâinat da mükemmel bir kaside, muazzam bir fabrika ve harika bir tablo gibi. Bizim vazifemiz, bu İlâhî eserdeki sonsuz adalet tecellilerini hayretle ve hayranlıkla seyretmek...

F.Yalçınkaya

 



 
< Önceki   Sonraki >
2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional