Anasayfa arrow Sizden Gelenler arrow Bir Kader Sohbeti 7
Bir Kader Sohbeti 7
Cumartesi, 24 Mayıs 2008
Yazı Index
Bir Kader Sohbeti 7
Sayfa 2
Sayfa 3

Arif Bey, gençlere:

Kur'an-ı Kerimde, Hz. Musa (a.s.) ile Hz. Hızır'ın seyahatlerine yer verilir. Bilmem hiç okudunuz mu? diye sordu.

Her ikisi de okumadıkları ifade ettiler.

İşte bu kıssa, dedi, bu tip itirazlara karşı en güzel bir cevap.

Kısaca özetleyeyim:

Hz. Hızır, ilm-i ledün denilen hadiselerin hikmet yönünü bilme hususunda İlâhî lütfa mazhar olmuş bir zat; bir peygamber. Hazret-i Musa (a.s.) bu zattan hikmet dersi almak ister. Hz. Hızır onun arkadaşlık teklifini, “sen benimle beraberliğe sabredemezsin,” şeklinde ilginç bir gerekçe ile reddetmek ister. Ve sözünü şöyle tamamlar:

“(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?”

“Hz. Musa'nın, 'İnşallah sen beni sabreden bir kul olarak bulacaksın, senin emrine de karşı gelmem,” demesi üzerine arkadaş olurlar. Hz. Hızır bu arada bir de şart koşar: Sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma!”

Bir gemiye binerler. Hz. Hızır gemiyi yaralamaya başlar. Hz. Musa dayanamayıp itiraz eder. Hz. Hızır'ın ikazı üzerine, 'unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme...' şeklinde özür beyan eder. Yolculuğa devam ederler. Hz. Hızır küçük bir çocuğu öldürür. Hz. Musa buna da itiraz eder. Hz. Hızır kendisini tekrar ikaz edince, Musa aleyhisselâm:

— Bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme,... der.

“Daha sonra bir köye uğrarlar, kimse onları misafir etmez. Hz. Hızır o köyde yıkılmaya yüz tutmuş bir duvarı doğrultur. Hz. Musa, biraz da sitem karışımı bir üslupla, böyle yapmasının hikmetini sorunca, Hz. Hızır, 'arkadaşlığımız burada sona eriyor; şimdi sana sabredemediğin şeylerin içi yüzünü haber vereceğim,' der.”

Gemiyi yaralamasından başlar: “Zâlim bir hükümdarın sağlam gemilere el koyduğunu, gemiyi bu yüzden ayıplı kılmak istediğini söyler. Öldürdüğü çocuğun babasının salih bir zat olduğunu, çocuğun onları azgınlığa ve nankörlüğe boğmasından koktuğunu ifade eder. Duvar tamirine gelince, o duvarın altında bir hazine bulunduğunu, evdeki iki yetim çocuğun büyümelerine kadar duvarın yıkılmaması gerektiğini, onun için tamir yoluna gittiğini anlatır.

Ve bütün bu işleri, kendi hevesiyle değil, İlâhî ilhamla yaptığını özellikle vurgular.

Murat ve Çetin kıssayı dikkatle dinlemişlerdi. Çok memnun kaldıkları her hallerinden belliydi.

Arif Bey, sordu:

— Bu kıssada dikkatinizi en fazla neler çekti?

Kısa bir sessizlik oldu.

— İsterseniz, dedi, soruyu şöyle sorayım: Sizce bu kıssadan alacağımız hisse nedir? Allah kelâmında yer almış bu kıssa ile ne gibi öğütler, dersler veriliyor?

Murat, biraz doğruldu ve bir elini masaya koydu diğerini yanağına yumruk gibi sıkarak yanağına dayadı:

— Hz. Musa kitap sahibi büyük bir peygamber... O bile İlâhî hikmeti tam olarak bilemediğine göre biz boşuna kendimizi yoruyoruz.

Sonra şöyle sürdürdü konuşmasını:

— Bir de içimi şöyle bir his kapladı: Beşerin iradesi dışında cereyan eden olaylara kendilerince yorumlar getirenler, bir bakıma Hz. Hızırı taklide kalkışmış oluyorlar. Ancak o bütün bunları İlâhî ilhamla söylüyordu, bunlar ise nefislerinin sözlerini aktarıyorlar.


 
< Önceki   Sonraki >
2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional