Sonuç - Hizmetkarın Tavsiyesi | Çeşitli Hurafeler, Cahili Âdet ve Düşünceler. |
| Salı, 27 Mayıs 2008 | |
|
Çeşitli Hurafeler, Cahili Âdet ve Düşünceler. Dinimizle hiçbir ilgisi bulunmayan, ancak halk arasında mutlaka uyulması gerektiği zannedilen cahili âdet ve düşüncelerden bazıları şunlardır: Akşamleyin tırnak kesilmez. Akşam sakız çiğneyen, ölü eti çiğnemiş olur. Ayak kaşınınca yolculuk var demektir. Bir kimsenin sağ avucu kaşınınca ona para gelir, sol avucu kaşınırsa ondan (elinden) para çıkar. Bir kimsenin üstünde dikiş dikilirse kısmeti bağlanır. Bir kimse evinden çıkıp gurbete giderse o gün ev süpürülmez. Bir kimsenin burnu kaşınırsa hakkında dedikodu yapılıyor demektir. Bir kimse diğerine makas ya da bıçak verirken, eline vermemeli, bir yere koymalıdır. Eğer eline verirse tükürmesi gerekir, değilse kavga ederler. Dişi çıkınca onu hiç kimsenin görmeyeceği bir yere gömmeli, yoksa o kimse için iyi olmaz, başına kötü şeyler gelir. Doğuma giderken kadının beyinin ayakkabısı su içine konup, kadın bunun suyunu içerse doğum kolay olur. Ellerini bağlayanın rızkı (veya kısmeti) bağlanır. Göz dalması misafir geleceğine işarettir. Genç kızların adı, gelinin ayakkabısı altına yazılırsa o kızlar çabuk evlenir. Göz seğirmesi ve kulak çınlaması, o kişinin kötü haber alacağına işarettir. Hamile bir kadın odadan dışarıya çıkarılır. Bir sandalyenin altına bıçak, diğerinin altına makas konur. Kadın içeriye girince bıçağa oturursa oğlu, makasa oturursa kızı olacağı anlaşılır. Güneş batarken iş yapılmaz, çorap örülmez, dikiş dikilmez. İki bayram arası nikâh olmaz. Nikâhta kim kimin ayağına basarsa evlilikte onun sözü geçer. Yolcunun arkasından su dökülürse, su gibi akar gider (yolculuğu kazasız geçer). Yeni gelinin kucağına erkek çocuk verilirse, ilk çocuğu erkek olurmuş. Bir kimse birisinin başına gelen felâketten veya bir kötülükten söz ederken, eliyle kulağını çekip, tahtaya, duvara veya herhangi bir şeye vurursa o fenalığın, üzücü olayın kendi başına da gelmesinden korunmuş olurmuş.[1][55] Tabii ki, bunlar da yukarıda sayılan batıl inançlardandır. Bunların doğruluğuna dair hiçbir dinî veya ilmî açıklama söz konusu değildir. İnsanlar tarafından uydurulmuş, aslı esası olmayan, fakat uygulanan batıl inançlardır. Bunların hiçbir faydası yoktur, ancak batıl olduğundan Müslüman kişi bunlara inandığında ona zararı vardır. Dolayısıyla mü’min kişi bu tür hurafelere inanmamalıdır. Bu tür batıl inancı olan kişilere, bunların yanlışlıklarını, dinimize aykırı olduğunu çok iyi bir şekilde anlatmalıyız. Mü’minler olarak, İslâm’a aykırı uygulamalardan ve cahillerden kaynaklanan her türlü bid’at, hurafeler ve batıl inanışlardan Müslümanları sakındırmaya çalışmalıyız. Bunun için çok gayret göstermeliyiz. Çünkü mü’minler, insanların İslâm’a aykırı batıl yaşam içerisinde olmalarına üzülmelidir, onların hakka uygun yaşamalarını istemeli, bunun için çok çaba sarf etmelidir. “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. (Birbirlerine) iyiliği emreder (hakka çağırır), kötülükten (batıldan) sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir.” [2][56]
[1][55] İmam-ı Azam, Fıkh-ı Ekber, Aliyyül-Kari Şerhi, Terc. Vehbi Yavuz, s. 329 [1][56] Bkz. Bakara: 2/217 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|