Anasayfa arrow Sohbetler arrow İrfan Meclisinden Damlalar 9
İrfan Meclisinden Damlalar 9
Çarşamba, 11 Haziran 2008

 

İrfan Meclisinden Damlalar 9

Allah’ın selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun. 

Muhterem genç kardeşlerim, bu akşamki sohbetimizde gecen günlerde çok sevdiğim âlim fazıl ve ehlullahtan saydığım birkaç gönül eri ile beraber bulunduk. Çeşitli konuları konuşma imkânı buldum. Konuştuğumuz önemli bir konuyu sizlerle baylaşmak istedim. Bu güzel insanlar tıpkı doktor gibi günümüzün hastalıklarını işaret buyurdular işte şimdi hastalıkların en önemlisini sizlerle baylaşacağım;

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;

‘Sizde bulunmasından korktuğum şeylerin en kötüsü ve en korkuncu küçük şirk’tir.’ sahabeler sordular;
-Ey Allahın Rasulü küçük şirk nedir?
Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular!;
-Riyadır’ ve Efendimiz(s.a.v.) devam etti, ‘Allahu-tealanın kullarının amellerine göre karşılık vereceği gün, riyakârlara şöyle buyuracaktır;
Dünyada kendilerine gösteriş yaptıklarınıza gidin, hele bir bakın, onlarda hayır namına bir şey bula bilecek misiniz ?’

Kıymetli genç kardeşlerim, görülüyor ki, yüce Allah cc. riya ile gösteriş ile yapılan hiçbir ameli makbul görmüyor. Ahirette, karşılığının hiç hoş olmadığını Efendimiz (s.a.v.)in dili ile bizleri uyarıyor. Kardeşlerim, burası bir imtihan yeridir.Bizler herşeyimizi Allah’ın hoşunu gidecek şekilde yapalım, ibadetlerimize asla riyayı karıştırmayalım, riyayı terk edip ihlâsa sarılalım.

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar;

‘Allah cc’ın kullarından birine ait bir ameli melekler alırlar ve överek o ameli yüce Allah cc’ın katına çıkarırlar. Yüce Allah o meleklere şöyle hitap buyururlar. ‘’Ey meleklerim!, siz o kulumun amelini bilirsiniz ve korursunuz, ben ise kulumun özünü bilirim, o kulum yapmış olduğu bu amelinde ihlâslı değildir. Onu cehennemlik yazın.’’ Bundan sonra melekler, bir başka kulun amelini alıp Allah cc!ın huzuruna götürürler, fakat melekler o kulun amelinin az olması nedeniyle küçümserler ve âlemlerin rabbi olan yüce Allah meleklerine şöyle hitap eder; ‘’Sizler bu kulumun sadece amelini biliyorsunuz ve koruyorsunuz, Fakat ben kulumun özünü niyeti biliyorum. Bu kulum bu amelinde ihlâs sahibidir bu ameli ihlâslı yapmıştır, benim rızam için yapmıştır, ameline riya karıştırmamıştır. Bu kulumu üstün vasıflara sahip olan zümreye dâhil ediniz.!’’

Kıymetli genç kardeşim, görülüyor ki, ihlâssız yapılan hiçbir ameli kabul etmiyor ve kendinin başkası için yapıldığını söylüyor ve o kulunun cehenneme atılacağını sevgili peygamberimiz beyan buyuruyorlar. Ayrıca ibadetini yalnız Allah cc. rızası için yapılan riyadan uzak ve ihlâs ve samimiyetle yapın, bir ibadetin Allah cc. indinde ne kadar makbul olduğunu yine Efendimiz (s.a.v.) den öğreniyoruz. Yüce Allah cc.  cümlemizin amelini ihlâslı eylesin ve cümlemizi riyadan gösterişten kendini beğenmekten korusun.
Değerli kardeşlerim,  bu hadisimizden bir de şu mana çıkmaktadır; ibadetlerin çok olması değil devamlı ve ihlâslı olmasının makbul ve Allah cc. indinde daha çok değerli olduğunu anlıyoruz. Yüce rabbimiz bu konuyu kuranı keriminde şöyle beyan buyuruyor; ‘’Şüphe yok ki Allah zerre kadar Haksızlık etmez. Kulun yaptığı iş eğer bir kötülükse, onun cezasını adaletle verir.(yaptığı iş) iyilikse onu kat, kat artırır ve kendinden de büyük mükâfat verir.’’ (nisa suresi ayet 40)

Ebu hüreyre r.a. dan gelen rivayette Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;

‘Yüce Allah (cc.) kıyamet günü kulları arasında hükmü verecektir. O büyük mahkemeye her ümmet toplu olarak gelir. O mahkemeye ilk davet edilecek olan şunlardır;
1- Kuranı hıfzeden, yani hafız,
2- Çok mal sahibi, yani zenginler,
3- Allah (cc.) yolunda öldürülen kişi,

Yüce Allah hafız olan kişiye şöyle sorar;
’’Peygamberime gönderdiğim sana öğretilmedi mi? ‘’
-Evet ya rabbi öğretildi. deyince, âlemlerin rabbi olan yüce Allah şöyle buyurur;
’’O halde öğrendiğinle ne ameller işledin?’’
Hafız kul şöyle cevap verir. Gece gündüz onu okudum.
Bunun üzerine, Allah Teâlâ şöyle buyurur;
‘’Yalan söylüyorsun.’’
O mahkemede bulunan melekler de şöyle derler; ‘yalan söylüyorsun. Sen ne güzel kuran okuyor desinler diye okudun. Nitekim de öyle dediler.’

Bundan sonra zengin olana sorulur;
’’
Sana verdiğim mal ile ne gibi ameller işledin?’’
Zengin olan kul der ki; ben akrabalarıma verdim başka insanlara verdim.
Buna da Allah Teâlâ ;
‘yalan söylüyorsun.Der. Sonra, orada bulunan melekler ; ‘Yalan söylüyorsun sen, ne kadar cömert desinler diye yaptın ve nitekim de öyle demediler mi?’

Son olarak şehit getirilir.
’’Sorulur sen niçin öldürüldün?’’  Der ki;
-Ya rabbi senin yolunda dövüştüm ve şehit oldum. der.
Allahu-teâlâ;
 ‘yalan söylüyorsun.’’
Orada hazır bulunan melekler deler ki ; ‘’yalan söylüyorsun, sen kendine ne büyük Kahraman desinler diye dövüştün ve nitekim de demediler mi?’’

Ebu Hüreyre (r.a.) Hazretleri şöyle anlatıyor;
Bundan sonra Allah Rasulü iki elini dizine vurdu ve şöyle buyurdu;
’Ya Ebu hüreyre! Anlattığım bu zümre, kıyamet günü Allah’ın cehenneme ilk atacağı kimselerdir.’

Kıymetli genç kardeşlerim, her yaptığımız işi Allah cc. rızası için yapacağız ve ihlâslı yapacağız.Aksi halde, akıbetimizin ne olacağını yukarıdaki hadisimizden örgenmiş oluyoruz. Yüce Allah cc. yukarıda anlattığım zümreyi kuranı keriminde şöyle bildiriyor.
’H
er kim dünya hayatını ve debdebesini, ihtişamını ve süsünü isterse, bu uğurda çaba harcarsa, onun karşılığını burada veririz. Onlar bu hususta bir eksikliğe de uğratılmazlar. İşte onlar ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir.Dünyada yaptıklarıda boşa gitmiştir, yapmakta oldukları şeyler, zaten batıldır.(Hud suresi ayet 15,16)

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;

‘Kıyamet günü insanlardan bir kısmı için emir verilir, cennete gönderilir. Cennete yaklaşırlar, hatta kokusunu bile alırlar. Cennetteki köşkleri ve cennet ehlinin makamlarını Allah cc.’ın olara ihsan ettiği bütün güzellikleri görürler. Ardından şu nida gelir; onları geri çevirin! Onların cennete nasipleri yoktur. ordan dönerken, öyle bir hasret ve nedametle dönerler ki, ne onlardan öncekiler, ne de sonrakiler öyle bir hasret ve nedamet duymuştur. Onlar kendi aralarında şöyle söylenirler; YA Rabbi! Keşke evliya kullarına hazırladığın bu güzellikleri bu makamları bize göstermeden cehenneme atsaydın!

Bunun üzerine âlemlerinin rabbi olan yüce Allah cc. şöyle buyurur;

‘’Böyle olmasını ben istedim, ama sebebi var, yalnız kalınca, büyük günahları işleyerek bana baş kaldırdınız. Halk arasına çıkınca da engin gönüllü ve mütevazı oldunuz. Kalbinizde sakladığınız değil; başka halinizi gösterdiniz. İnsanlardan korktunuz, ama benden korkmadınız. Onlar gözünüzde büyüdü, ama ben büyümedim. Halk için bıraktığınızı benim için bırakmadınız. İşte bu sebeple, sizi bol sevabımdan mahrum bırakmakla kalmayacağım, elim azabı da tattıracağım.’’

Kıymetli kardeşlerim, yüce rabbimizden her daim korkalım, islamın koyduğu kuralları asla zorlamayalım, ne yaparsak yapalım âlemlerin rabbi olan yüce Allah cc.’ ın her daim haberi olduğunu onun aşikârı da, gizliyi de hatta gizlinin gizlisini de bildiğini asla aklımızdan çıkarmayalım. Hazreti Mevlana’nın dediği gibi, ‘ya olduğun gibi görün, yâda göründüğün gibi ol.’ insanlarla beraber iken başka türlü olup yalnız kalınca da her türlü günahı işleyip insanları kandırmayalım. Aslında yukarıdaki hadisi şerifimize göre kendimizi kandırmak, kedimizi aldatmaktan başka bir şey olmadığını acı bir şekilde öğreniyoruz. Yüce rabbimiz cümlemizi içi ve dışı bir olanlardan eylesin, cümlemizi münafıklıktan ve münafıklığa götüren bütün hallerden korusun. Yüce rabbimiz cümlemizi yukarda anlatılan zümreye dâhil etmesin cümlemizi kıyamette mahcup etmesin âmin.

Değerli kardeşlerim!, İbadetlerimize asla riyayı karıştırmayalım, bakınız,
H
azreti Ali (r.a.)  Efendimiz riyakârı nasıl tarif ediyor bize;
”Riyakârın dört nişanı vardır. (yani riyakâr da şu dört alamet bulunur);
1- Yalnız kalınca tembeldir.( yani yalnızken namaz kılmaz ibadet etmez)
2- Halk arasında çok neşelidir.
3- Kendisini insanlar övdüğü zaman amelini artırır.
4- İnsanlar onu yerdiği zaman ibadetini azaltır.

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;

‘Riyadan, gösterişten sakınınız. Zira riyakâr, öbür âlemde, ahirette, insanların gözleri önünde, şu dört sıfatın biri ile çağrılır.
-Ey kâfir!
-Ey facir!
-Ey zalim!
-Ey şaşkın!
-Amelin boşa gitti, yaptığın bütün sevaplar, güzellikler iptal edildi. Bu gün sana nasip yok.
-Ey hilekâr! Kimin için amel işlediysen git ecrini sevabını ondan iste.’

Kıymetli kardeşlerim, bu hadisimizi kuranı kerimde ki şu ayeti celile bankız nasıl destekliyor;
’’Ş
üphesiz münafıklar, Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar, hâlbuki Allah, onların oyunlarını tuzaklarını başlarına evirmektedir.(Nisa suresi, ayet 142)

Kıymetli genç kardeşlerim, bizler eğer kıyamette amellerimizin boşa gitmesini istemiyorsak, yapmış olduğumuz bütün amellerimizi ihlâs ile samimiyetle halis niyetiyle yapmalıyız.  Amellerimizi riyadan korumalıyız, eğer korumasak kıyamette eli boş kalanlardan, iflas edenlerden, mahcup olanlardan, rezil rüsva olanlardan oluruz. İrfan meclisine gelen bütün kardeşlerimizden özellikle istirham ediyoruz; ne olursunuz amellerinizi riya illetinden koruyunuz, eğer bu hastalık bulaşırsa, kanserin insanı yeyip bitirdiği gibi öldürdüğü gibi bizim güzel amellerimizi de öldürür ve âlemlerin rabbinin huzuruna eli boş varırız. Yüce rabbimiz cümlemizi eli boş varanlardan etmesin. Başka bir irfan meclisinde buluşmak ümidi ile. Vesselam.

Hizmetkâr.

 
< Önceki   Sonraki >
2009 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional