Anasayfa arrow Sohbetler arrow Hazreti Peygamberden (S.A.V. ) Hayat Dersleri (7)
Hazreti Peygamberden (S.A.V. ) Hayat Dersleri (7)
Pazartesi, 04 Ağustos 2008

Hazreti Peygamberden (S.A.V. ) Hayat Dersleri (7)

Allahın selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun.

Kıymetli genç kardeşlerim, âlemlerin rabbi olan yüce Allah’a sonsuz hamd olsun.Efendimize sonsuz salât ve selam olsun. Bizleri bu akşam yine irfan meclisinde buluşturdu. Ne kadar hamdu-sena etsek azdır.
Zira Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor;
’İki mümin Allah cc. için bir araya geldikleri zaman, üçüncüsü âlemlerin rabbi olan Allah cc olur.’

İşte kardeşlerim, bu akşam bizler de irfan meclisine Allah cc. İçin, resullullah için toplandık o zaman şu anda rabbimizle ve Efendimiz (s.a.v.) ile beraberiz demektir. Bu kıymetli vaktimizi çok iyi değerlendirelim, ayrıca bu güzel hadisleri Efendimiz (s.a.v.) den dinliyormuş gibi dinleyelim ki işte o zaman feyiz ve bereketimiz kat kat daha fazla olur. Yüce rabbimiz bizleri istifade edenlerden eylesin. Kardeşlerim, üç ayların içerisinde bulunuyoruz. Allah’ın rahmetinin, mağfiretinin, feyiz ve bereketin zirveye çıktığı bu günleri iyi değerlendirelim, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirelim, tesbihatlarımızı artıralım. Allah’ın kitabını her zamankinden daha çok okuyalım. Efendimize çok salâvat getirelim. Yoksulları, kimsesizleri gözetelim çocukları sevindirelim. Kötü alışkanlıklarımızı bırakıp güzel ahlakla bezenelim, kinden, nefretten, buğuzdan düşmanlıktan kaçınalım, kısacası bu günleri bize rabbimizin bizim kendimizi düzeltmemiz için sunduğu bir ikram bir fırsat bir nimet ve bize sunulmuş bir lütuf olarak değerlendirelim ve günahlarımıza bir daha dönmemek üzere tövbe edelim.

Haris b. Müslim et Temimi r.a. rivayet ettiğine göre, Efendimiz (s.a.v.) ona şu tavsiyede bulunmuştur;

‘Ey Haris, sabah namazını kıldıktan sonra, insanlardan hiç kimseyle konuşmadan yedi defa, allahumme ecirni minennar (Allahım beni ateşten koru ) de. Eğer o gün ölecek olursan, Allah cc senin için ateşten kurtuluş yazar. Ey Haris, akşam namazını kıldıktan sonra da aynısını yap. Şayet o gece ölecek olsan Allah cc. senin için ateşten kurtuluş yazar.’( Nesai )

Kıymetli kardeşlerim, Cehennem azabından korunabilmek için Allah’a yalvarmak, Efendimiz (s.a.v.) in hiç terk etmediği sünnetlerindendir. Efendimiz hep şöyle dua ederdi;

‘Allahım işlerimin tamamında akıbetimi güzel eyle, bizi ahiret azabından ve dünya rusvaylığından koru.’
Kardeşlerim Efendimiz (s.a.v.) in geçmiş ve gelecek günahları affedilidigi halde, böyle dua ederken acaba bizim nasıl dua etmemiz gerekir?, bunu iyice bir düşünelim.

Kıymetli kardeşlerim, ateşten korunmanın en güzel yolu, kuran’a ve sünnete göre yaşamaktır. Kuranı ve sünneti hayatımıza nakşetmektir. Sünnete sarılmaktır. Kardeşlerim, kendimizi şöyle bir hesaba çekelim ve diyelim ki aceba biz Rasulullahın sünnet kriterlerine uyuyor muyuz acaba? Bizde ona ümmet olmak için bulunması gereken sünnet kriterleri var mı? Kendimizi bir hesaba çekelim, acaba biz Sünetullahın neresindeyiz?, sünnet bize ne kadar hâkim?, evimizde, ailemizde, komşularımızda, işimizde, aşımızda, düğünümüzde, derneğimizde, adet ve geleneklerimizde, acaba Allah Resulü ne kadar söz sahibi. Yoksa Efendimiz (s.a.v.) hiç işlerimize karıştırmıyor muyuz?, dügün ediyoruz, çalgılı galgılı. Allah’ın emri resulünün sünneti diye değil mi? Sorarım sizlere emir Allah’ın ve Rasulullah’ın olur da, icraat neden onların istediği gibi olmaz?, bunu hiç düşündünüz mü? Allah’ın emri ile Resullullah’ın sünneti diye yapacaksın, sonrada kalkıp düğününde merasiminde onların haram kıldığı şekilde icraatlar yapacaksın. Bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl resullullahı sevmektir, bence bu kendimizi kandırmaktan öte bir şey değildir. İşte Resulullah’a layıkıyla ümmet olmak onun yolunda yürümek onun tarif ettiği caddeyi kübrada sabır ve sebatla yürümek ve onun tarif ettiği kardeşlerim dediği ümmetinden olmak, o nasıl tarif ediyordu;

‘Bir gün Allah resulü (s.a.v.) sahabe-i kiram ile sohbet ederken, kardeşlerimi özlüyorum dedi Ashab hemen dediler ki ey Allah’ın resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz dediler.
Efendimiz ( s.a.v.) ; ‘Hayır, siz benim ashabımsınız, kardeşlerim ise henüz dünyaya gelmemiş olanlardır’.
Ashab sorar; ey Allah’ın resulü onları görmediğin halde nasıl tanıyacaksın?
Efendimiz (s.a.v.) ; ‘Ashabım, bir at sürüsü düşünün, yüzlerce at var fakat içlerinde yelesi alnı ve ayakları renkli yani beyaz atlar nasıl tanınırsa bende o kardeşlerimi işlemiş oldukları sünnetimden dolayı tanıyacağım onlarda benim sünnetimden dolayı bir işaret bir nişan bulunacak.’

İşte kardeşlerim o, işaret ve nişan O’nun sünneti seniyesidir. O’nun sünnetini hayatımıza tatbik etmektir. Kuru kuruya O’nun ümmetiyim demenin bize faydası olmayacaktır.

Alimin birisi bir gün Efendimiz (s.a.v.) rüyasında görür her kez fahri kâinatın elinden tutmak için, O’nu görmek için uğraşıyor. Bu âlim de öne atılır tam fahri kâinatla göz göze gelir ve hemen derki âlim zat ya resul Allah beni tanıdınız mı?
Efendimiz (s.a.v.) ; ‘Hayır, seni tanımadım.’
Der ki âlim zat, ya resul Allah ben filan âlimim der.
Efendimiz (s.a.v.) der ki ; ‘Seni tanıyamadım zira seni tanımam için sende benim bir alametim olması lazım, bir nişanım sende bulunması lazım, görüyorum ki sende benim hiçbir nişanım yok, hiçbir sünnetim sende bulunmuyor, ben seni nasıl tanıyım.’ Der.

Değerli kardeşlerim, işte kuru kuruya fahri kâinatı seviyorum demenin hiç kimseye faydası olmuyor, ya nasıl oluyor?, O’nun sünnetini hayatımıza nakşetmekle oluyor, konumuzla alakalı olarak, sultanımız Seyyid Abdulkadir Geylani (k.s.) hazretleri bakınız ne buyuruyor.

‘Ey evlatlarım. Ey bu şehrin sakinleri! Aranızda nifak çoğaldı, ihlâs azaldı, amelsiz sözler arttı. Evlatlarım, kardeşlerim, amelsiz söz hiçbir şeyi düzeltmez. Aksine o aleyhinizde bir belgedir. Evlatlarım, amelsiz söz kapısız ve kolonsuz eve benzer, amelsiz söz harcanmayan hazineye benzer. Evlatlarım, amelsiz söz delilsiz bir iddia, ruhsuz bir şekil, elleri ve ayakları olmayan bir heykel gibidir. Amellerinizin çoğu ruhsuz bir ceset gibidir evlatlarım, ruh, ihlâs, tevhit, Allah cc kitabı ve resulünün sünneti üzere sebat etmektir. Evlatlarım, ibadetlerinizde gaflet etmeyin nefsinize uymayın, daima ferasetli davranın. Böyle yaparsanız isabetli davranmış olursunuz. Evlatlarım, Allah cc emirlerini yapıp yasaklarından kaçınarak kaderine rıza gösterin.’

Görülüyor ki kardeşlerim, Allah resulünü sevmek onun sünnetini yaşamaktan geçiyor, Allah’ı sevmek onun emirlerine harfiyyen uymaktan geçiyor. İşte Sultanımız, icraat olmassa bu sevginin boş olacağını örneklerle bize beyan etti. Yüce rabbimiz cümlemizi kuran ve sünnetten ayırmasın, kuranı ve sünneti hayatına nakşedenlerden eylesin. Yüce rabbimiz irfan meclisini, kuranın ve sünnetin harfiyen yaşandığı meclislerin zümresine ilhak eylesin, başka bir irfan meclisinde buluşmak ümidi ile vesselam.

Hizmetkâr.

04 08 2008 Pazartesi

 

 
< Önceki
2008 İrfan Meclisi.Com Tasavvuf Noktanız.  Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional