Kuranı Kerim Mealleri |
| Sure İsimlerinin Manaları |
| Kur'an-ı Kerim Hakkında |
| Kur'an-ı Kerim Dinle |
Kuranı Kerim Mealleri
Kuranı Kerim Türkçe (Diyanet Meal)
56- Vakıa Suresi | 56- Vakıa Suresi |
| Cumartesi, 26 Ocak 2008 | |
|
(56) VAKIA SURESİ (96 AYET) Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla 56/1- Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman, 56/2- Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur. 56/3- O aşağılatıcı, yücelticidir. 56/4- Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, 56/5- Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı, 56/6-Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu, 56/7- Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman; 56/8- İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene". 56/9- "Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme". 56/10- Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. 56/11- İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. 56/12- Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; 56/13- Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, 56/14- Birazı da sonrakilerden. 56/15- 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. 56/16- Karşılıklı yaslanmışlardır. 56/17- Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır; 56/18- Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler, 56/19- Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. 56/20- Arzulayıp-seçecekleri meyveler, 56/21- Canlarının çektiği kuş eti. 56/22- Ve iri gözlü huriler, 56/23- Sanki saklı inciler gibi; 56/24- Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur); 56/25- Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma. 56/26- Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam." 56/27- "Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin." 56/28- Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), 56/29- Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları, 56/30- Yayılıp-uzanmış gölgeler, 56/31- Durmaksızın akan su(lar); 56/32- Ve (daha) birçok meyveler arasında, 56/33- Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler). 56/34- Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler). 56/35- Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık. 56/36- Onları hep bakireler olarak kıldık, 56/37- Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt, 56/38- "Ashab-ı Yemin" olanlar için. 56/39- (Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, 56/40- Birçoğu da sonrakilerdendir. 56/41- "Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal." 56/42- Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su, 56/43- Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler. 56/44- Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim). 56/45- Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı. 56/46- Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı. 56/47- Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?" 56/48- "Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?" 56/49- De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de." 56/50- "Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır." 56/51- Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar, 56/52- Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. 56/53- Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. 56/54- Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz. 56/55- Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz. 56/56- İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir. 56/57- Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? 56/58- Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? 56/59- Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz miyiz? 56/60- Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; 56/61- (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda. 56/62- Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? 56/63- Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? 56/64- Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? 56/65- Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız. 56/66- (Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık." 56/67- "Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık." 56/68- Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? 56/69- Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? 56/70- Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? 56/71- Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? 56/72- Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz? 56/73- Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık. 56/74- Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et. 56/75- Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. 56/76- Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir. 56/77- Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir. 56/78- Saklanmış-korunmuş bir kitapta (yazılı)dır. 56/79- Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz. 56/80- Alemlerin Rabbinden indirilmedir. 56/81- Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz? 56/82- Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz? 56/83- Hele can boğaza gelip dayandığında, 56/84- Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz, 56/85- Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. 56/86- İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz, 56/87- Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize. 56/88- Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise, 56/89- Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur). 56/90- Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise, 56/91- Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana. 56/92- Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise, 56/93- Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır. 56/94- Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da. 56/95- Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin). 56/96- Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|