

Şeyh Abdulkadir Geylâni hazretleri Hicri 545, Şevval ayının sekizinci günü, Cuma sabahı medresede bu sohbeti yapmıştır:
Kanaat Etmeli
Ey fakir kimse! Zenginliği isteme; belki de zenginlik, senin helak olmana sebep olabilir. Ey hasta kişi! Sen de keşke iyi olsam diye temenni etme; belki sağlık senin helakına sebep olabilir. Akıllı ol! Elde ettiklerini koru maya bak, işlerin rast gider. Elindekilere kanaat et, fazlasına tamah etme! Allah'ın, senin isteğin üzere sana verdiği her şey, senin için bir üzüntü, buğz ve düşmanlık sebebi olabilir. Ancak ben şunu tecrübe ettim ki; Allah (c.c) kulun kalbine istek ilham ederse, bu durum istisna olmak üzere, kul Allah tan istekte bulunabilir. Bu durumda kulun istekleri bereketlenir ve mahzurlu şeyler ortadan kalkar. Kul olarak isteklerin; af ile, afiyet, din, dünya ve ahiret yaşamında afiyet istemek olsun. Bunlarla kanaat et bu sana yeter. Allah ın işlerine karşı şaşkınlık ve tereddüt gösterme. Bunlara karşı zorbalık yapma. Zira Allah (c.c) belini kırar. Gençliğine, kuvvetine ve malına güvenerek insanlara karşı kibirlilik taslama; yoksa:
"Allah (c.c) seni ansızın, hiç ummadığın anda yakalar. Zira O'nun yakalaması çok serttir." (Hud 11/102)

Rahman ve Rahim olan Allah (cc)’ın adıyla
Hamd âlemleri yoktan var eden Hz. Allah (cc)’a, salat ve selam O'nun habibi, Resullerin en mükemmeli, Peygamberlerin en eftali, Fatıma-tüz-Zehra (ra)’ın babası, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizin dedesi, Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’ya O'nun aline, ashabına, ahbabına ve ümmetinin üzerine olsun.
Kıymetli kardeşlerim, evladı olmakla şeref duyduğum, yolunda yürümekle iftihar ettiğim, sultanımız Gavs'ul-Azam Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin bu kıymetli sohbetlerini uzun zamandır sizinle paylaşmak arzusundaydım. Rabbimize hamd olsun ki, bu sohbet zincirinin ilk halkası bugüne nasip oldu. Burada ki temel maksat sultanımızın bize vermiş olduğu bu sohbette ki mesajlar, hayatımızın her alanında doğru anlayıp doğru yaşamamızda bize bir rehber ve kılavuz niteliği taşımaktadır. Bir ehli irfan olmaya gönül adamış bir kişinin olmazsa olmazı, yolunda gittiği Abdulkadir Geylani Hazretlerinin yolunun esaslarını, onun hizmet ettiği davasını, ideallerini ve yaşantısını, amacını ve gayesini doğru şekilde anlayıp hayatına nakşetmesi gerekir. Zira mürşidini tanımayanın gittiği bu manevi yolun amaç ve gayesini bilmez ve öğrenmezse, onun yaşantısının islam davası ile uzaktan ve yakından bir ilgisi olmaz. Onun içindir ki, bütün ihvanımızın bu sohbetleri öncelikle kendileri takip etmekle birlikte, ev ortamında da aile fertleri ile beraber bu sohbetleri ders olarak okumaları, kendilerinin ve aile fertlerinin yetişmesi açısından zaruri bir durumdur.
Hicri 545 yılının Şevval ayının on beşinci günü medresede yaptığı sohbette Abdulkadir Geylani (k.s) şunları anlattı:
Allah (c.c)'tan gafil oluşun ve uzak oluşun seni aldattı. Boynun vurulmadan, hor ve hakir olmadan, bela yılanı ve akrepleri sana musallat olmadan, belayı tatmadan gafletten uyan. Şuda bir gerçek ki: bela ve musibetlere duçar olmadan bütün bu değişiklikler olmaz ve içinde bulunduğun durumdan da kurtulamazsın. Bunun için Allah (c.c):
'Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen nimetler yüzünden şımardıkları zaman, onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar, bütün ümitlerini yitirdiler.' (En'am, 6/44)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e, onun ailesine ve bütün ashabının üzerine olsun.
Ey Rabbim!
Göğsümü ferah eyle, işimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz ki sözümü anlasınlar. Ben işimi her daim Sana bırakıyorum. Şüphesiz Sen (cc), kullarını her daim görensin.
Ya Rabbi!
Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize öğrettiğinin dışında, bizim hiçbir ilmimiz yoktur. Şüphesiz Sen (cc), her şeyi en iyi bilensin ve her işi hikmetli olansın.
Ya Rabbi!
Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize gerçeği anlattığının dışında, bizim hiçbir şeyi anlama imkânımız yoktur. Şüphesiz Sen (cc), çok cömertsin ve çok ikram sahibisin.

Bismillahirrahmanirrahim - Rahman ve Rahim olan Allah (cc)’ın adıyla
Hamd alemlerin Rabbi, ahiret gününün sahibi Yüce Allah (cc)’a mahsustur. Salat ve selam O’nun kulu ve elçisi, alemlerin efendisi, Yüce Hakkın sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimize, âline ve ashabına olsun.
Önümüzdeki Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece, Rebîü’l-evvel ayının on ikinci gecesidir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümüdür. Mevlid Gecemiz şimdiden mübarek olsun.
Değerli Kardeşlerim, Yüce Rabbimiz (cc) Kur’an-ı Keriminde şöyle buyurmaktadır:
“Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatan bir kandil olarak gönderdik.” [1]
Önderimiz, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) insanların vicdanlarını kaybettiği, kalplerinde merhametin olmadığı bir dönemde dünyayı şereflendirdiler. Katılaşan kalpler O’nun gelişiyle huzura erdi, çoraklaşan gönüller O’nunla yeşerdi. O (s.a.v.) cahiliye pisliğine bulanmış insanlığa rehber, yolunu kaybedenlere umut oldu. İnsanları, cahiliye zulmünün karanlık odalarından, Kur’an-ı Kerim’in nur ve aydınlığına çıkardı. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), insanlığı bir ve tek olan Allah’a (cc) kul olmaya, Kur’an-ı Kerim’in adaletine, iyiliğe, kardeşliğe ve güzel ahlaka çağırdı. Şirkin karşısında iman ve istikameti, zulmün karşısında hak ve adaleti, cehaletin karşısında ilim ve hikmeti, şiddetin karşısında şefkat ve merhameti insanlığa O öğretti.